Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/3824 E. 2013/8347 K. 03.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3824
KARAR NO : 2013/8347
KARAR TARİHİ : 03.06.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Dava, üçüncü kişi tarafından İİK’nun 96.maddesi gereği açılan istihkak davasının kabulü istemine ilişkindir. Mahkemece, mahcuzlar 3.kişiye ait olduğundan davanın kabulüne, davalı alacaklı kötü niyetli olmadığından tazminat verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı üçüncü kişi vekili, “… Sok. No:97 …” adresinde bulunan davacının işyerine alacaklı tarafından … .İcra Müdürlüğü’nün 2011/1194 talimat sayılı dosyası ile 09.06.2011 tarihinde hacze gelindiğini, davalı borçlu …’ın borcundan dolayı işyerinde 106.550-TL değerinde menkul mal haczedildiğini haczedilen menkuller davacı 3.kişiye ait olduğundan istihkak iddialarının kabulünü, haczedilen menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasını, davalılar aleyhine % 40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı Şirket vekili, davanın konusunun kalmadığını zira haczedilen menkullerin üzerindeki hacizlerin fekkedildiğini ve mahcuzların davacıya teslim edildiğini belirterek konusu kalmayan dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesini savunmuştur.
Davalı takip borçlusu … davayı kabul etmediğini, haczedilen menkullerin kendisine ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, icra takibine konu senetlerin vade tarihlerinden ve icra takibinden önce hacze konu adreste … adı altında faaliyete başlandığı, hacze konu adreste davalı borçlu adına yapılmış herhangi bir tebligat bulunmadığı gibi takibe konu senetlerin keşide yerinin de hacze konu adres olmadığı, davaya konu menkullerin ihtiyati haciz kararı üzerine haczedildiği, mülkiyet karinesinin davacı lehine olduğu, aksinin davalı alacaklı tarafça ispatı gerektiği, birlikte daha önce aynı adreste borçlunun kayınpederi …’nun işlettiği … Şirketi’nin bulunduğu, borçlunun, kayınpederinin işlerini takip ettiği, ondan aldığı yetki ile işleri yürüttüğü, borçlu ile kayınpederi arasında herhangi bir ortaklık ilişkisi mevcut olmadığı, mülga BK.179. maddesinde öngörülen şekilde … ile … arasında şirket devri bulunduğuna ilişkin bir bilgiye ulaşılamadığı gibi hacze konu menkuller davacı Şirket defterlerinde kayıtlı olduğundan davanın kabulüne, davalı borçlu kötü niyetli olduğundan İİK’nun 97. maddesi gereğince mahcuzların
değerinin % 15’i oranında tazminata mahkumiyetine, davalı alacaklının ise kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, 10.574 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı alacaklı … Alüminyum Metal Mamülleri San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından borçlu … aleyhine … .İcra Müdürlüğü’nün 2011/11232 Esas sayılı takip dosyası ile 23.03.2009 keşide 31.01.2010 ödeme tarihli 55.000-TL ve 28.02.2010 ödeme tarihli 55.000-TL bedelli toplam 110.000-TL asıl alacak ve işlemiş faiz, komisyon, ihtiyati haciz gideri ve vekalet ücretleri toplamından oluşan 148.954,80-TL alacağın tahsili için 07.06.2011 tarihinde takip başlatılmıştır. Bu takibe istinaden … .İcra Müdürlüğü’nün 2011/1194 talimat sayılı dosyası ile “… 2. Sok. No:97” adresinde 08.06.2011 tarihinde borçlunun yokluğunda 106.550-TL tutarında menkul haczi yapılmıştır. Davacı 3.kişi … bu haciz işleminde istihkak iddiasında bulunmuştur.
Davacı 3.kişi … vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin işvereni …’ndan 16 yıllık kıdem tazminatı alacağı yerine bir miktar nakit para ve demir işi için gerekli aletlerin bir kısmını fatura karşılığında alarak işyerini açtığını belirtmiş, davacı ise yargılama aşamasında, 31.05.2012 tarihli 4.oturumda, babasının varlıklı bir insan olması nedeni ile bu dükkanı açarken kendisine yardım ettiğini, kendi birikimi üzerine ailesinin yardımı ile 52.000 TL topladığını dükkanı bu şekilde kendi adına açtığını beyan etmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesindeki iddiası ile davacının yargılamadaki beyanları arasında açıkça çelişki olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yazılan müzekkere üzerine, … Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan 05.01.2011 tarihli emniyet araştırmasında, …’ün kağıt üzerinde işyerinin sahibi olduğu ancak asıl sahibinin …’nun damadı olan borçlu … olduğu, borçlu … noter kanalı ile …’den aldığı genel vekaletname ile işyerini işlettiği, ancak daha sonra …’ün vekaletnameyi iptal ettirerek … azlederek işyerini kendi üzerine geçirdiği hususunun çevrede yapılan usulüne uygun detaylı çalışma ile öğrenildiği bildirilmiştir. Yine Emniyet tarafından 19.03.2012 tarihinde yapılan ikinci araştırmada da aynı sonuca ulaşıldığı, işyerinin gerçek sahibinin borçlu … olduğu …’ün kayıtlarda işyerinin sahibi olarak göründüğü tespit edilmiştir.
Yargılamada dinlenen davacı tanığı …, 05.04.2012 tarihli duruşmadaki beyanında “Ben …’dan demir alıyordum, daha önce … olarak çalışıyordu ondan sonra işleri kötü gitti. Yanında çalışan işçi … adına yeniden iş kurdu. Malzemeleri dükkana birlikte taşıdık. Aslında şu an …’ün çalıştırdığı işyeri …’a ait olup, işi takip eden …’dır. Kağıt üzerinde … işyerinin sahibi gözükmektedir. … cezaevine düştü, cezaevine girmeden önce kendisine ait bu işyerinde tutuklandı. Bitişiğinde Makaslı Ticaret’in yazıhanesi vardır. Oranın kamerasından dükkanı takip etmekte idi. …’nu tanımam” dediği yine davacı tanığı … aynı oturumda “Ben 2004 yılına kadar … ismiyle …’dan alıyordum, 2004-2008 yılında … çalışmaya gittim. … döndükten sonra aynı yerde …’den almaya başladım. Aralarındaki ilişkiyi ve bir devir ilişkisi var mı burayı aslında işleten …’mı bilmem, 2004 yılına kadar … işyerinde işçi olarak …’ın yanında çalışmaktaydı, işyerinde bir değişiklik olmadı aynı konuda işyeri faaliyetine devam etmektedir, ayrıca …’nu tanımıyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Borçlu …’ın oğlu … işyeri sahibi olarak görünen … tarafından genel vekaletname verildiği ve … askere gidene kadar bu genel vekaletname ile işyerinde işleri yürüttüğü yine dosya kapsamındaki davalı borçlunun 05.04.2012 tarihli duruşmadaki kendi beyanları ile belirlenmiştir.
Hacze konu işyeri, daha önce borçlu …’ın kayınpederi … adına kayıtlı ise de borçlu … tarafından işletildiği ve … Tic. Ltd. Şti. ile davacı … tarafından açılan işyerinin aynı iş kolunda 03.11.2008 tarihinden itibaren aynı adreste faaliyette bulunduğu anlaşılmaktadır.
Borçlu … hakkında, başka bir alacaktan dolayı … . İcra Müdürlüğü’nün 2008/16453 Esas sayılı dosyası ile yapılan takip nedeniyle, yazılan talimat ile … .İcra Müdürlüğü’nün 2009/189 talimat sayılı dosyası ile 22.01.2009 tarihinde, “… 2…. Yolu No:97 …” adresinde borçlu …’ın huzurunda haciz işlemi yapılmış, borçlu …’ın bu adresteki işyeri ile fiili bağlantısı olduğu belirlenmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, davacı 3.kişi, borcun doğumundan sonra borçlu ile aynı iş kolunda aynı konuda ticari faaliyette bulunmak üzere ve daha önce borçlunun işlettiği şirket tarafından kullanılan adreste, işyeri açmış olup davacının, daha önce borçlu yanında çalışan işçi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı ve borçlu arasında organik bağ bulunduğu, borçlu ile davacı 3.kişi aralarında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yaptıkları ve İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiğinden ve davacı 3. kişi tarafından sunulan belgelere göre yasal mülkiyet karinesinin aksi ispat edilemediğinden Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken ve ayrıca davalı alacaklının karar tarihinden sonra olmasına rağmen temyiz isteminde belirttiği üzere söz konusu haczin karar tarihinden sonra 26.12.2012 tarihinde fekkedilip edilmediği ve davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun da araştırılması gerektiğinden yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.06.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY
Dosya kapsamına, toplanan delillere, kararın gerekçesine göre; haciz yapılan mahalde davalı borçlu … adına yapılan tebligatın mevcut olmadığı, takip konusu senetlerde de bu adresin yer almadığı, borçlu ile kayınpederi arasında ortaklık ilişkisi bulunmadığı, haciz konusu menkullerin davacı yanın defterlerinde kayıtlı olduğu, mülkiyet karinesinin davacı lehine tezahür ettiği, aksini kanıtlama yükümlülüğünün davalı yana ait bulunduğu anlaşıldığından, yerel mahkeme hükmünün onanması gerektiği düşüncesiyle Sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşlerine katılamıyorum.03.06.2013