Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2017/9569 E. 2018/3683 K. 05.03.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/9569
KARAR NO : 2018/3683
KARAR TARİHİ : 05.03.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Soruşturma aşamasında tarafların yapılan uzlaştırma teklifini kabul etmedikleri ve bozma sonrası katılanın 02.04.2015 tarihli celsede alınan beyanında uzlaşmak istemediğini belirttiği, 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 254.maddesi “…uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir” şeklinde değiştirilmiş ise de, TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen kasten basit yaralama suçunun değişiklikten önce de uzlaştırma kapsamında olduğu, CMK’nin 253/18. maddesinin “uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilmez” hükmü karşısında tekrar uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğinden, tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Katılan …’ın yaralanması hakkında düzenlenen Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 02.07.2013 tarihli raporunda, katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde yaralandığı ve kati raporun plastik cerrahi uzmanı tarafından verilmesinin uygun olduğunun belirtildiği, aynı hastanenin 04.07.2013 tarihli Kulak Burun Boğaz Uzmanı tarafından düzenlenen raporunda “üst dudağın girgiva ile birleşen yönünde sütüre edilmiş kesi izi” nin mevcut olduğunun, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun ve yüzde sabit ize neden olmadığının belirtildiği, raporlar arasında yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde hafif nitelikte olup olmadığı hususunda çelişki mevcut olduğu, ayrıca plastik cerrahi uzmanından katılanın yaralanmasının yüzde sabit ize neden olup olmadığı hususunda rapor aldırılmadığı anlaşılmakla; katılanın tüm tedavi evrakları, geçici ve kati raporları temin edilip, katılanın en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğü’ne sevk edilerek, katılanın yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olup olmadığı ve yüzde sabit ize neden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı raporu aldırılıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,

2) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamdaki mahkumiyetlerin 5237 sayılı TCK’nin 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme ve TCK’nin 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçlarına ilişkin olduğu, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, TCK’nin 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun uzlaştırma kapsamında bulunması ve hakaret suçunun ise, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nin 253/3-son cümlesi uyarınca mala zarar verme suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaştırma kapsamında bulunmadığının anlaşılması ve yeni düzenleme karşısında, hem mala zarar verme hem de hakaret suçları yönünden de uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiği ve sanığın adli sicil kaydında başka tekerrüre esas mahkumiyetinin bulunmadığı anlaşılmış olmakla, TCK’nin 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
3) 5275 sayılı Kanunun 108/2. maddesindeki infaza eklenecek süre yönünden en ağır cezayı gerektiren mahkumiyetin tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde iki ayrı mahkumiyet hükmü tekerrüre esas alınarak infazda tereddüde neden olunması,
4) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas-2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 05.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.