YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7420
KARAR NO : 2013/8443
KARAR TARİHİ : 04.06.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
… ile Hazine ve … Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair … Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 19.12.2011 gün ve 336/351 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında 136 ada 1 sayılı parselin babası … adına tespit ve tescil edildiğini, onunla birlikte kullanılan taşınmazın bir kısmının yol olarak kadastro çalışmaları sırasında paftasında gösterildiğini açıklayarak yol olarak bırakılan kısmın 136 ada 1 sayılı parsele eklenmek suretiyle babası İbrahim Keleş adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı … Kişiliği temsilcisi de davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; “davanın kabulü ile 26.10.2010 tarihli teknik bilirkişiler … ve … ’a ait raporda A harfiyle gösterilen 0716,22 m²’lik alanın 01.07.1881 doğumlu … adına TMK’nun 713/2. maddesi uyarınca tapuya kayıt ve tesciline, … Köy Tüzel Kişiliği’ne karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine” karar verilmesi üzerine hüküm, davalı … temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, dava dilekçesinde taşınmazın babasına ait parsele eklenmek suretiyle babası … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi yönündeki isteğin babasının ölmüş bulunması nedeniyle tüm mirasçılar adına tescile karar verilmesi şeklinde anlamak, yorumlamak ve kabul etmek gerekir.
Dosya arasında bulunan … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 07.04.2009 tarih ve 2009/76 Esas, 2009/84 Karar sayılı veraset belgesine göre muris … 01.05.1960 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak birçok kişiyi bıraktığı anlaşılmıştır. Aynı yer Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 30.05.2011 tarih ve 2010/442 Esas, 2011/153 Karar sayılı ilamı ile de miras ortaklığına temsilci olarak mirasçılardan … atandığı ve onun huzuruyla davaya devam edildiği belirlenmiştir. Dava koşulu yönünden bu bakımdan bir eksikliğin olmadığı saptanmıştır.
Miras bırakan 01.07.1881 doğumlu muris … , 01.05.1960 tarihinde öldüğüne ve dava tarihi olan 17.12.2008 tarihinde sağ olmadığına göre ölü kişi adına tescile karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. TMK’nun 28. maddesi gereğince kişilik ölümle sona erdiğinden … davada taraf durumunu alması mümkün değildir. Davada “taraf durumu” dava şartlarından olup başlangıçta aranır. Bu nedenle taraf ehliyeti bulunmayan ölü kişi adına tescile karar verilmesi anılan madde hükmüne aykırıdır (HUMK m. 38, HMK m. 50, 57). Bundan ayrı, 04.05.1978 tarih ve 4/5 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kurulu kararına göre ölü kişiye karşı dava açılamaz ve tescile de karar verilemez. Ölenin mirasçıları davaya dahil edilmek suretiyle de taraf teşkili sağlanamaz. Görüldüğü gibi mahkemece İçtihatı Birleştirme Kararı da göz ardı edilerek ölü kişi adına tescile karar verilmiştir.
Bundan ayrı, işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmamakla birlikte dava TMK’nun 713/1. fıkrasına dayalı olarak açıldığına göre, Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi TMK’nun 713/3. fıkrası uyarınca kanuni hasım durumunda bulunmaktadırlar. Bu nedenle, TMK’nun 713/3. fıkrası gereğince davada davalı sıfatıyla yer alanlar her türlü yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar. Bu tür davalarda kalan eksik harcın davacıdan alınmasına, davacının yaptığı tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilir. O halde, mahkemece, Hazine harçtan muaf olduğundan eksik harcın tahsiline yer olmadığına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı …’den alınarak davacıya verilmesi biçiminde kurulan hüküm az önce açıklanan kanun hükmü ile Daire ve Yargıtay uygulamasına aykırı düşmektedir.
Öte yandan, gazete ilanı yapılmakla birlikte TMK’nun 713/4 ve 5. fıkraları gereğince yerel ilanların yapılmadığı saptanmıştır. Bu nedenle, yöntemine uygun bir biçimde anılan maddenin 4 ve 5. fıkralarının kapsamları gözetilerek gerekli ilanların birer hafta arayla üç sefer yapılması, ilan tutanaklarının denetim açısından dosya arasına konulması, yasal üç aylık sürenin dolmasının beklenilmesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca miras bırakan ve veraset belgesinde yer alan tüm mirasçılar bakımından miktar araştırılmasının yapılması, adı geçenlerin belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin, Kadastro ve Tapu Müdürlüğü ile, zilyetliğe dayalı tescil davaları açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Müdürlüğünden, zilyetliğe dayalı olarak açılan tescil davalarına ilişkin dosyaların ise bulundukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden göz önünde bulundurulması, terekenin paylaşılmadığı ve elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu gözetilerek tüm mirasçıların miktar sınırlandırılması bakımından tek kişiymiş gibi göz önünde tutulması ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru değildir. (Koşulların gerçekleşmesi halinde mirasçılar adına tescile karar verilmesi düşünülmelidir.)
Kabul şekline göre de, davalı köy tüzel kişiliği TMK’nun 713/3. fıkrası uyarınca kanuni hasım durumunda olup bu nedenle, köye karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Köy tarafından herhangi bir temyiz söz konusu olmadığından mevcut hataya değinilmekle yetinilmiş olup bu husus bu bakımdan bozma sebebi yapılmamıştır. Hüküm fıkrasında TMK’nun 713/1. fıkrası yerine, 713/2. fıkrası yazılmış ise de bunun maddi yanılgı sonucu yazıldığı kabul edilmiştir.
Davalı … temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.