Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/8288 E. 2013/14124 K. 03.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8288
KARAR NO : 2013/14124
KARAR TARİHİ : 03.10.2013

MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Alacaklı banka tarafından borçlular aleyhine gayrimenkul ipteğinin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takibe başlanılmış ve örnek 6 nolu icra emri tebliğ edilmiştir.Borçlular İcra Mahkemesine başvurularında, itiraz sebeplerinin yanında borçlu olmadıklarının tespiti ve ipoteğin fekki nedeniyle … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/85 sayılı dosyası ile dava açtıklarını da bildirmiş, şikayet dilekçesinin netice talep kısmında öncelikle takibin iptaline, aksi kanaatte icranın geri bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.Alacaklı Banka tarafından borçlular aleyhine konut ve konut geliştirme kredisi sözleşmesi nedeniyle düzenlenen gayrimenkul ipoteğinin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatılmış ve örnek 6 numaralı icra emri tebliğ edilmiştir. Borçlu, İcra Mahkemesinden, aleyhine takip yapılabilmesi için genel mahkemeden alınmış bir ilamın gerektiğini, icra emri düzenlenmesi yasaya aykırı olduğundan takibin iptalini talep etmiştir. Mahkemece, gerekçede 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna eklenen 10. maddesi gereğince alacağın tüketici mahkemesinde yapılacak yargılama ile belirleneceği belirtildiği halde, hükümle davanın reddine karar verildiği görülmektedir.4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a 4822 sayılı Yasanın 15. Maddesi ile eklenen 10. maddesinde; “tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir” şeklinde tanımlandıktan sonra maddede bu tür sözleşmelerin yapılma koşulları ile borcun muaccel kılınabilmesi ve temerrüt koşulları gibi farklı ve özel şartlara yer verilmiştir. Yasaya eklenen 10/A maddesinde; kredi kartı ve nakit çekim sureti ile kullanılan kredilerde 10. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra, aynı Yasaya 21.02.2007 tarihli 5582 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ile eklenen 10/B maddesinde ise; “Konut Finansmanı Sözleşmeleri” de bu yasa kapsamında değerlendirilerek, konut finansmanı sözleşmelerinin düzenlenme koşulları, borçlunun temerrüdü durumunda finansman sağlayan bankanın yükümlülükleri, borcun muaccel kılınabilmesinin ve muacceliyet uyarısının koşulları gibi hususlar özel olarak Ve ayrıca düzenlenmiştir. Açıklandığı üzere Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, kredi kardı ve “Konut Finansmanı Kredisi” gibi tüketici kredisi kullanan borçluları, diğer kredi borçlularından ayrı tutmak, tüketicinin koşullarını iyileştirmek ve kolaylaştırmak amacıyla geliştirilmiş özel bir yasa olup, bu kanun kapsamında verilen krediler nedeniyle borçluların temerrüde düşüp düşmedikleri, borcun muaccel olup olmadığı, muaccel olan borç miktarının ve faizinin, yapılan özel sözleşmelerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun koşullarında değerlendirilmesi gerekir.
Tüketici Yasası’na göre daha genel bir Yasa olan İİK’nun 149. maddesi, bu özel Yasanın kapsamında kalmayan krediler için uygulanabilir olup, yasa koyucunun anılan kredilere açıkça Tüketici Yasasında yer vermiş olması da, maksadının bu yönde olduğunu ortaya koymaktadır.
Aksinin kabulü halinde tüketici kredilerinde de İİK’nun 149. maddesi koşullarında ilamlı takip yapılacak, özel yasada düzenlenen muacceliyet ve temerrüt koşulları tartışılmadan alacağın tahsili, gayrimenkulün satışı gerçekleşecek, tüketici lehine getirilen yasa maddelerine rağmen diğer kredi borçluları ile aynı koşullarda icra takibine muhatap kılınarak mağdur edilecektir. Bu durumda alacağın tüketici kredisinden kaynaklanması halinde, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, alacağın muaccel olup olmadığı, ne miktarının tahsil edilebilir olduğu, faiz miktar ve oranlarının tespiti, Tüketici Yasası koşullarında yargılama yapılmasını gerektirmektedir.O halde İİK’nun 149. maddesinin tüketici kredilerinde uygulanma olanağı yoktur. Somut olayda , “Finansal Kiralama Sözleşmesi” kapsamında alınan teminat ipoteğine dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçilip borçluya İİK’nun 149. maddesi kapsamında icra emri gönderilmiştir.Yukarıda açıklandığı ve Mahkeme gerekçesinde yer verildiği üzere alacağın varlığı ve miktarı 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından Mahkemece bu yönde bir ilam alınmadan başlatılan takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, aksinin kabulü ile yetki aşılıp alacağın varlığı ve borcun ödendiğinin kabulü ile icranın geri bırakılmasına karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366. ve 6100 sayılı HKMK’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.