YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8667
KARAR NO : 2013/2924
KARAR TARİHİ : 07.03.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ve müşterekleri ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 19.06.2012 gün ve 957/737 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, davacıların murisinden intikal eden ve davacıların zilyetliği altında bulunan taşınmazın bir kısmının kadastro çalışmalarında 155 ada 2 parsel olarak davacılar adına tespit ve tescil edilmişken, bir kısmının 155 ada 1 parsel olarak davalı … adına tespit ve tescil edildiğini belirterek iptali ile adlarına tescilini istemiştir.
Davalı … vekili 30.01.2009 tarihli cevabında; taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın öncesinde harman yeri iken, üzerinde bir kısım tarım aletleri ve taş öbekleri bulunduğu ve davacıların kesintisiz zilyetliği bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava muristen intikal ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1, 996 ve ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz senetsizden 02.06.2008 tarihinde, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğundan … adına tespit edilmiş, ve komisyon kararına yönelik itirazın reddi üzerine 24.10.2008’de tapuya tescil edilmiştir. Keşif sırasında dinlenen bilirkişi ve tanıklar dava konusu yerin davacıların annesi…’ye ait olduğunu, üzerinde bulunan taşların sınırını belirtmek amacıyla davacıların dedeleri tarafından yığıldığını, öncesinde dedeleri tarafından harman yeri olarak kullanıldığını ve 1961 yılında okul yapılmak istendiğinde davacıların dedesinin engel olduğunu bildirmiştir. Aynı keşifte teknik bilgisine başvurulan inşaat mühendisi bilirkişi de, taşınmazın yerleşim yeri içinde arsa vasfında olduğunu bildirmiş, dosya içinde bulunan resimlerden üzerinde tarım aletlerinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı ve toplanan delillere göre taşınmaz öncesinde davacıların ailesi tarafından kullanılan özel harman yeri iken, sınırlarına taş yığılmış ve uzun yıllar davacılar tarafından tarım aletlerinin bırakıldığı yer olarak kullanılmıştır. Kural olarak tarım arazisi niteliğindeki taşınmazlar da tarımsal amaçlı zilyetliğin 20 yıldan fazla sürmesi ve diğer koşullarının varlığı halinde taşınmazın zilyetlikle edinilmesi mümkündür. Ancak taşınmazın yerleşim yeri içinde arsa vasfını kazandığı hallerde ekonomik amacına uygun zilyetlik için taşınmazın sahiplenilmesi yeterli olup, tarımsal bir faaliyetin sürdürülmesine gerek bulunmamaktadır. Somut olayda davacıların dava konusu taşınmaza tarım alet ve edavatlarını koyarak taşınmazı kullanmaya devam ettikleri, taşınmaz üzerinde bulunan taşların taşınmazın doğal yapısını oluşturan taşlardan olmayıp, davacılar tarafından kullanılmak ve sınırı belirgin hale getirmek için sonradan taşınmaza getirildiği saptanmıştır. Saptanan bu duruma göre davacıların zilyetliğine değer verilerek davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle,Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 07.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.