YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/578
KARAR NO : 2013/18240
KARAR TARİHİ : 03.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ve birleşen dosya davacısı … ile … ve müdahil davalı … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 02.07.2012 gün ve 300/172 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı …, dava dilekçesinde özetle: Kadastro çalışmalarında dava konusu 433 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit ve tescil edilmiş olduğunu, ne var ki bu yeri kadastrodan önce 12.11.1976 tarihinden önceki zilyetten haricen satın aldığını, 1978 yılında bu yere kahvehane binası inşa ettiğini, o tarihten beri aralıksız ve çekişmesiz olarak zilyetliği altında bulunduğunu açıklayarak davalı adına olan tapu kaydının iptali ile bu yerin kendisi adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı …, 09.04.2007 havale tarihli harcı alınan dava dilekçesi ile 433 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında davalı adına tespit ve tescil edildiğini, ne var ki bu yeri kadastrodan önce 1978 yılından önceki zilyedinden haricen satın alarak satın almış olduğu bu yer üzerine fırın binası inşa ederek aralıksız ve nizasız kendisinin zilyetliği altında olduğunu izah ederek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile bu taşınmazın yarısının kendi adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Söz konusu dava dosyası yukarıdaki davacının açmış olduğu dava ile HUMK’nun 45.maddesi uyarınca birleştirilmesine karar verilmiştir.
Müdahil davacı sıfatıyla dava dilekçesi sunan ve müdahale harcı ödendiği belirlenen … 02.10.2007 tarihli dilekçesinde özetle: Dava konusu taşınmazın … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2006/373 Esas, 2007/346 Karar sayılı dosyasında verilen ve temyiz edilmeksizin kesinleşen kararı ile davaya konu 433 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile bu yerin Mahmut oğlu …oğlu adına tapuya tesciline karar verildiğini, 3402 ayılı Kanunu’nun 12/3 maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, bu nedenlerle davacılar … ve …’ın davalarının reddine karar verilmesini ileri sürmüştür.
Davalı … 01.06.2007 günlü oturumda özetle: Dava konusu taşınmazın önceden … isimli kişiye ait olduğunu, bu yeri …’nun davacı …’e sattığını kendisinin de …’ndan başka bir taşınmazı satın almasına rağmen kadastroda bu davaya konu yerin kendisi adına tapulandığını, sonradan öğrendiğini ve … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2006/372 Esas, 2007/60 sayılı dosyalarda karşılıklı davalar açılmış olduğunu açıklayarak beyanını imzası ile onaylamıştır. Mahalli mahkemece 07.07.2008 tarihinde verilen ilk kararda davacı …’in açmış olduğu davanın kabulüne, fen bilirkişilerin 25.04.2008 havale tarihli raporlarına ekli krokide B ve D harfleriyle gösterilen kısımların 433 nolu parselden ifrazı ile tek parsel halinde davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, birleşen davanın davacısı … yönünden davanın açılmamış sayılmasına, müdahil davacının taleplerinin reddine karar verilmiştir. Söz konusu karar temyiz edilmekle Daire’nin 18.10.2010 tarih, 2010/3623-4849 Esas ve Karar sayılı bozma kararında açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Karar düzeltme istekleri reddedilmiştir. Yerel mahkeme bozma ilamına uymuştur.
Mahalli mahkemece, 02.07.2012 günlü son kararında davacının davalı … ‘na karşı açmış olduğu, tapu iptali tescil ve temliken tescil taleplerinin reddine, davacının davalı …’a karşı talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, hapis hakkı tanınmasına karar verilmiştir. Söz konusu karar davacı … vekili tarafından temyiz edilmiş, asli müdahil … vekili ise temyize cevap dilekçesiyle yerel mahkeme kararının onamasını istemiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu 433 nolu parsele ilişkin tapulama tutanağı getirilmiştir. Arsa niteliğiyle, 97 m2 olarak, senetsizden, 30.07.1974 tarihinde Mahmut oğlu … adına tam mülkiyet üzere tespiti yapılmıştır. …’nin itirazı üzerine komisyona gönderilmiş ve tapulama komisyonu kararının kesinleşmesinden sonra tutanağın 18.06.1979 tarihinde kesinleştirildiği görülmüştür. Dosyada mevcut bu taşınmaza ilişkin çap kaydına göre …’ın 26.10.2005 tarihindeki resmi satışla taşınmazın tamamının malik olduğu anlaşılmıştır. Davacı … ve …’ın 09.04.2007 tarihinde eldeki davaları açmış olduğu anlaşılmıştır. mahallinde keşif yapılmıştır. Yerel bilirkişi ile davacı tanığı dinlenmiş uzman bilirkişilerden kroki ve raporları alınmıştır. Dosya ekindeki … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2006/372 Esas, 2007/346 Karar sayılı dosyası incelenmiştir. Davacıların … ve …, davalının … olduğu, dava konusu taşınmazın 433 nolu parsel olduğu …’nun davacı/karşı davalı, …’ın Davalı/Karşı davacı olduğu davanın ise tapu iptali tescil ve elatmanını önlenmesine yönelik bulunduğu, mahalli mahkemece davacı/karşı davalı Av. … Nuh oğlu’nun davasının kabulüne, davacılar ve karşı davalılar … ile …’ın davalarının kabulüne, 255 nolu parselin tapu kaydının iptali ile 31/83 hissesinin … adına, 52/83 payının davacı … adına tapuya tesciline, 433 nolu parselin tapu kaydının iptali ile … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, kararın taraflara tebliğ edildiği, temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.
Hemen belirtmek gerekir ki davacı … dava konusu parselin tespitinden sonra ancak kesinleşmesinden önce söz konusu taşınmazı haricen satın almış olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 ve Geçici 4. maddesi il ile 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun 31. maddesindeki 10 yıllık ve 1 yıllık sürenin burada uygulaması mümkün değildir. Dolayısıyla eldeki davada herhangi bir süreye bağlı kalınmaksızın davacının hak araması mümkündür.
Açıklanan tüm bu nedenlerle … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2006/372 Esas 2007/346 Karar sayılı dosyasında verilen karar davacı … taraf olmadığından kendisi için kesin hüküm ya da aleyhine delil teşkil etmeyeceği kuşkusuzdur. Öyle ise davacı …’in iddialarının incelenmesi, delillerinin toplanması, hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davacı … vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olup, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.