YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/2684
KARAR NO : 2018/6942
KARAR TARİHİ : 06.06.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 6831 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Düşme, Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Birleşen dosyalar bakımından işgalin 22.04.2011 tarihli keşif esnasında devam ettiği tespit edildiğinden suç tarihinin 22.04.2011 yerine 14/06/2011 ve 05/07/2011 şeklinde gerekçeli karar başlığında gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak görülmüştür.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre,
Katılan vekilinin temyiz dilekçesi içeriğinden kararı bütün halinde temyiz ettiği anlaşıldığından mahkumiyet hükümlerine ilişkin düzenlenen kesinleşme şerhlerinin hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I- Sanık hakkında kurulan düşme hükmüne yönelik incelemede;
Zamanaşımı nedeniyle kurulan düşme hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
II- Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-) Alaca Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/90 E. ve 2011/120 K. sayılı mahkeme kararı ile 22.04.2011 tarihli keşif esnasında tecavüzü devam ettiği anlaşılan sanık hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi, anılan mahkemenin aynı mahkeme kararına dayanarak iki ayrı tarihte suç duyurusunda bulunması ve yürütülen soruşturmalar sonucunda iki ayrı dava açılması karşısında sanığın aynı eylemi nedeniyle tek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde iki ayrı hüküm kurulması,
2-) 22.04.2011 tarihli keşif esnasında devam ettiği tespit edilen işgal nedeniyle davaların açılması karşısında fiili işlediği tarihte 65 yaşını bitirmemiş olan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde zorunluluk bulunmadığı gözetilmeksizin TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca yasal zorunluluk gerekçe gösterilerek seçenek yaptırımlara çevrilmesi,
3-)Avukatlık Asgari Ücret tarifesinde vekalet ücreti, maktu ve nisbi olmak üzere belirlenmiştir.
Maktu vekalet ücreti, davanın konusunun para olmadığı veya para ile ölçülemediği hallerde belirlenen ücret, nisbi vekalet ücret ise davanın konusunun para olması veya para ile ölçülebilir olması halinde bu değer üzerinden belirlenen ücrettir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 365/2. maddesinin aksine Ceza Davalarında şahsi hak talebi halinde mahkemece bu hususta da karar verilmesi gerektiği yolunda bir düzenleme bulunmaması ve 6831 sayılı Orman Kanununun 112, 113 ve 114. maddeleri hükümleri karşısında; Davada kendisini vekille temsil ettiren katılan İdare lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken sadece müsaderesine karar verilen tesis değeri üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 06/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.