Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/13150 E. 2013/7396 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13150
KARAR NO : 2013/7396
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı

… ile … aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair … 3. Aile Mahkemesi’nden verilen 12.07.2012 gün ve 1054/828 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekilleri ve davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, vekil edeninin hem ilk eşi hem de ilk eşinin vefatı üzerine ikinci eşi miras bırakan…ile …da evlendiğini, ilk eşinin ölümü ile kendisine kalan mirası ikinci evliliğine taşıdığını, sonrasında 1973 yılında ikinci eşi ve ikinci eşinin ilk evliliğinden olan oğlu davalı ile birlikte …’dan Türkiye’ye göç ettiklerini, vekil edeninin birikimleri ile dava konusu 3756 ada 17 parsel sayılı arsa vasfındaki taşınmazın satın alındığını ve üzerine bir katlı bina inşa edildiğini, sonrasında vekil edeninin ağabeyinin …’dan gönderdiği üç adet motorsikleti paraya çevirerek ve çeşitli eşyaları nakte dönüştürerek 1977 yılında anılan parsel üzerindeki ikinci katı yaptırdıklarını, vekil edeninin hem birinci hem de ikinci evliliği sırasında birfiil çalıştığını, Türkiye’ye göç ettikten sonra da 41 yıl boyunca ev, bağ ve bahçe işlerinde çalıştığını, ikinci eşi miras bırakan …’ın 2006 yılında vefat ettiğini açıklayarak, dava konusu taşınmaz (3756 ada 17 parsel ve üzerindeki iki katlı bina) bakımından mal rejiminin tasfiyesi kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının dava konusu taşınmaz ve üzerinde bulunan binanın alım veya yapımında katkısının bulunmadığını, miras bırakan …’ın inşaat ustası olduğunu, …’dan göç edilirken getirilen eşyaların ve üç adet motorsikletin miras bırakana ait olduğunu, bu eşyaların satımı ve miras bırakanın kendi geliri ile nizalı taşınmazları edindiğini, açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Davacı ile tarafların miras bırakanı… 12.08.1966 tarihinde evlenmişler, …’ın 18.06.2006 tarihinde ölümü ile aralarındaki mal rejimi sona ermiştir. (TMK.nun 225/2.m.). Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM.nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği ölüm tarihine kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK.nun 202, 4722 s.Y.nın 10.m.).
Dava konusu 3756 ada 17 parsel ( geldisi 1129 parsel ) sayılı taşınmaz 24.12.1973 tarihinde satış yoluyla tarafların ortak miras bırakanı…adına tapuya tescil edilmiştir. Taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı binanın 1977 yılında tamamlandığı dosya kapsamı itibariyle sabittir. Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmaz 743 sayılı TKM.nin 170. maddesine göre eşler (davacı ve miras bırakan) arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiğine göre; taraflar arasındaki bu uyuşmazlığın Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Davacı, taşınmazın alınmasından sonra binanın birinci, 1977 yılında ise ikinci katının yapıldığını açıklamıştır.
Dosya arasında bulunan belgelerden, tarafların miras bırakanı…ile tarafların 31.10.1973 tarihinde …’dan Türkiye’ye göç ettikleri, beraberlerinde 25.10.1973 tarihli Burgaz Başkonsolosluğu tarafından onaylanan belgedeki eşyaları getirdikleri sabittir. 24.02.2009 tarihli yargılama oturumunda; davacı tanığı …, davacının ilk evliliğini dayısı ile yaptığını, ilk evliliklerinde davacı ve dayısının tarla, bağ ve hayvanlarının olduğunu, dayısı vefat edince müşterek çocukları bulunmadığı için mirasının davacıya kaldığını, sonrasında ikinci eşiyle evlendiğini, …’dan göç ederken yanlarında para götüremeyecekleri için davacıya kalan miras mallarını satarak eşya aldıklarını, bu eşyaları göç ederken yanlarında getirdiklerini, 1977 yılında davacının babasının vefatı üzerine davacının ağabeyinin davacıya düşen miras payını yine …’dan eşya olarak davacıya gönderdiğini, kendisinin 1977 yılında Türkiye’ye göç ettiğini ve evin ikinci katının 1977 yılında davacıya babasından kalan miras payı olarak gönderilen eşyaların satımı ile yapıldığını açıklamıştır. Davacı tanığı …, miras bırakan …’ın inşaat, davacının da ziraat işlerinde çalıştığını, davacıya gelen miras parasıyla dava konusu taşınmazı (arsa haliyle) satın aldıklarını, birlikte çalışarak üzerindeki binanın birinci katını yaptırdıklarını, sonrasında davacıya bir miktar daha miras payı gelince ikinci katı inşa ettirdiklerini beyan etmiştir. 22.06.2010 tarihli yargılama oturumunda ise; davacı tanığı …, davacının halası olduğunu, davacının ilk eşi vefat edince kendisine yüklü miktarda miras kaldığını, sonrasında ikinci evliliğini yaptığını, …’dan göç ederken davacının evini sattığını ve bedeli ile beş vagon eşya aldığını, bu eşyaları Türkiye’ye getirdiğini ve sattığını, bu eşyaların bedeli ile dava konusu taşınmazı arsa haliyle satın aldıklarını ve üzerindeki binanın birinci katını inşa ettirdiklerini, sonrasında davacının annesinin ölümü üzerine davacının ağabeyinin ( tanığın babası) annelerinin …’daki evini satarak davacıya düşen miras payını yine eşya olarak davacıya gönderdiğini, bu eşyaların satılması ile elde edilen bedel ile de binanın ikinci katının yaptırıldığını açıklamıştır.
Davalı tanığı …, davalının amcasının oğlu olduğunu, kendisinin 1975 yılında …’dan göç ettiğini, miras bırakan …’ın göç ederken sayısını ve niteliklerini hatırlayamadığı bir miktar eşya getirdiğini, bu eşyaları satarak dava konusu arsayı aldıklarını zannettiğini, zira çok kısa bir sürede çalışarak hem arsa alıp hem de üzerine bina yaptırmalarının zor olduğunu, 1975 yılında Türkiye’ye göç ettiklerinde arsa üzerindeki
binanın birinci katının yapılmış olduğunu, davacının da bir müddet çalıştığını açıklamıştır. 07.10.2010 tarihli yargılama oturumunda davalı tanığı …, dava konusu taşınmazdaki binanın ikinci katının davacı ve eşi mirasbırakan Fehmi’nin çalışlamarı ile yapıldığını beyan etmiştir. Davalı tanığı …, davacının bir müddet kır işlerinde çalıştığını açıklamıştır. Tüm bu delil ve tanık beyanları karşısında davacının dava konusu taşınmazın arsa haliyle edinilmesinde ve üzerindeki binanın yapılmasında katkı sağladığı açıktır. Bu nedenlerle, Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Bu halde mahkemece, yukarıda açıklanan şekliyle bir katkısının bulunduğu kabul edilerek, ancak davacının gelir ve …’dan getirdiği miras payı bedelinin tespiti mümkün olmadığından, hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi ile 6098 sayılı TBK’nun 50. ve 51. maddelerinin kapsamları gözetilerek belirlenecek tazminat niteliğinde bir miktar paranın katkı payı alacağı olarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın ayrı ayrı temyiz edenlere iadesine 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.