YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12529
KARAR NO : 2013/7397
KARAR TARİHİ : 16.05.2013
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal rejimi tasfiyesi
… ile …aralarındaki mal rejimi tasfiyesi davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … 1. Aile Mahkemesi’nden verilen 13.03.2012 gün ve 39/129 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen dava konusu 6328 ada 9 sayılı parselde bulunan 13 nolu bağımsız bölümün satış bedelinin 2003 yılında tamamen vekil edeni tarafından ödendiği halde davalı adına tapuya tescil edildiğini açıklayarak, uyuşmazlık konusu taşınmazın tapu kaydının ½ payının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline, mümkün olmadığı taktirde ½ değerinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL’sinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama sırasında 12.03.2012 tarihli dilekçesi ile, alacak miktarını ıslah ederek 40.000 TL’nin davalıdan alınarak vekil edenine verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın tamamının vekil edeninin çalışma ve tasarrufları ile edinildiğini, vekil edeninin davacının işten atıldığı tarihe kadar biriktirdiği 9.000-10.000TL ile davacının babasından 5.000 TL, dava dışı …’den 5.000 TL dava dışı Nermin Tümlü’den 1.500 TL alınan borç ile dava konusu taşınmazın satın alındığını, sonrasında 20.000 TL konut kredisi kullanıldığını, toplam 30 Milyar TL olarak ödendiğini, son taksidin ise Mayıs 2010’da biteceğini, çekilen kredi ile elden alınan borç miktarı olan 11.500 TL’nin ödendiğini, kalan 8.500 TL’nin ise vekil edenince altın ve döviz alınarak değerlendirildiğini, kredinin son taksidinin 2010 yılının Mayıs ayında ödendiğini, davacının nizalı taşınmazın alımında katkısının bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın edinildiği tarihte davacının işçi olarak çalışarak, davalının ise emekli maaşı alarak gelir elde ettiği, taşınmazın edinilmesinde her iki taraf yakınlarından borç aldıklarını beyan ettiklerinden nakdi birikimlerinin olmadığı, taşınmazın tapu kaydında Ziraat Bankası’ndan kullanılan 40.000 TL kredi için davalı adına devirden sonra 21.06.2005’te ipotek tesis edildiği, ödemelerin yapılmasında her iki tarafın
gelirleri söz konusu olduğundan edinilmiş mallara katılım yönünden bilirkişi …’ın 10.10.2011 tarihli raporunda tespit edilen taraflara ait gelir kaynaklarının taşınmazın edinilmesinde kullanımı hayatın olağan akışına uygun görüldüğü ve hükme esas alındığı gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulü ile, 20.000 TL’nin karar tarihinden işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 28.10.1985 tarihinde evlendiklerine, 21.04.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 02.03.2011 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliğinin son bulduğuna, TMK’nun 179.maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümlerin uygulanacağına, taraflar arasında başka bir mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK’nun 202.maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacaklarına, eşler arasındaki mal rejimi TMK’nun 225/2.maddesine göre boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona erdiğine, dava konusu taşınmazın edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli bulunduğu 04.05.2005 tarihinde satış suretiyle davalı eş adına tapuya tescil edildiğine göre, taraf arasındaki uyuşmazlığın, 4721 sayılı TMK’nun 202 ve devamı madderi kapsamında çözümlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, TMK’nun 222.maddesi son fıkrası hükmü uyarınca, bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilecektir.
Eldeki dava, katılma alacağı (TMK’nun 219.m.) isteğine ilişkindir. Evlilik içinde 01.01.2002 tarihi sonrası eşlerden biri adına edinilen mal varlığı üzerinde diğer eşin yasadan kaynaklanan artık değerin yarısı oranında katılma alacağı isteme imkanı bulunmaktadır (TMK’nun 231, 236/1.m.). Katılma alacağı bakımından talepte bulunan eşin çalışıp çalışmaması veya herhangi bir katkıda bulunup bulunmamasının bir önemi de yoktur. Katılma alacağı yasadan kaynaklanmaktadır. Öte yandan, eşlerin çalışarak elde ettiği gelir ile emekli maaşı geliri edinilmiş mal sayılmaktadır. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması gerekir. TMK’nun 232. maddesi uyarınca katılma alacağının hesabında, malın sürüm değeri esas alınır.
Dosya kapsamına göre, 6328 ada 9 sayılı parselde 04.05.2005 tarihinde alınan nizalı taşınmazın edinilmesinde taraflardan her hangi birisinin kişisel malının ( veya kişisel malının yerine geçen değer ) kullanıldığına ilişkin somut ve inandırcı bir delil bulunmamaktadır.Bu husus, mahkeme’nin de kabulündedir. Tarafların evin alımında üçüncü kişilerden borç almaları ve sonrasında bu borçları ödemeleri, alınan borç miktarının kişisel mal olarak kabulü için yeterli değildir. Şöyle ki, alınan borcun kişişel mal veya keşisel mal yerine geçen değer ile ödendiğine ilişkin tarafların iddiası bulunmamaktadır. Bu durumda, alınan borçların edinilmiş mal sayılan taraf gelirleri ile ödendiğinin; başka bir anlatımla, nizalı taşınmazın tamamının edinilmiş mallar ile satın alındığının kabulü gerekecektir. Açıklanan bu ilkeler karşısında, hükme esas alınan bilirkişi …’ın 10.10.2011 tarihli raporunda yapılan hesaplamalar usul ve yasaya aykırı olduğu gibi dosya kapsamıyla da örtüşmemektedir.
Bu durumda, TMK’nun 232. maddesine göre nizalı taşınmazın hüküm tarihine en yakın sürüm değerinin tespit edilmesi (dosyada taşınmazın 20.09.2011 tarihi itibari ile değeri tespit edildiğinden, bu değer güncelliğini yitirmiştir), dosya kapsamına göre uyuşmazlık
konusu taşınmazın alımında üçüncü kişilerden alınan borçların ödenmesi için Ziraat Bankası … Şubesi’nden çekildiği anlaşılan krediye ilişkin taksitlendirme çizelgesi ile ana para ve faizleri de içerir. Belgelerin ilgili bankadan getirtilmesi, ana para ve faiz miktarının ne kadar olduğu ayrı ayrı saptanması, 04.05.2005 tarihinde edinilen meskenin alımı için taraflarca yakınlarından ya da tanıdıklarından aldıkları borçların tarihleri ile birlikte belirlenmesi gerçekten alınan bu borçların söz konusu meskenin alımına harcanıp harcanmadığını açık bir biçimde tespit edilmesi, borç alınan miktarların alındıkları tarihlerin taşınmazın alındığı tarihe uygun düşüp düşmediğinin değerlendirilmesi davalı vekilinin 05.04.2010 havale tarihli cevap dilekçesindeki savunmalarının gözönünde tutulması, aynı dilekçenin 12 ve 13 nolu bentlerindeki açıklamalar üzerinde durulması savunulduğu gibi gerçekten 9.000-10.000 TL birikiminin olup olmadığı, davacının babasından 5,000 TL, …’den yine 5.000 TL,
Nermin Tümlü’den 1.500 TL değerinde bilezik ve …’tan 20.000 ABD Doları borç alıp almadığı ve alınan bu borçların edinilen taşınmaza harcanıp harcanmadığı hususunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde aydınlatılması, bu konuda TMK’nun 6. maddesi ile 222/1. maddesinin gözönünde tutulması, davalıya cevap dilekçesinin 13 nolu bendinde açıklanan 20.000 TL konut kredisinin hangi bankadan çekildiği, davalı ve vekilinden sorulmak suretiyle belirlendikten sonra krediye ait ana para ve faizler ile taksitleri gösterir belgelerin ilgili bankadan getirtilerek hesaplamada değerlendirilmesi, çekilen bu kredinin 30.000 TL olarak ödendiği, son taksitin Mayıs 2010 tarihinde biteceği ve bu krediden sadece 11.500 TL’nin evin alımı için kendilerinden borç aldığı kişilere verildiğini ifade ettiklerine göre bu konu üzerinde de durulması 11.500 TL’nin gerçekten evin alımı için alınan borçlara harcanıp harcanmadığının açıklığa kavuşturulması, hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi kuralının hak kaydına neden olunmaması için gözetilmesi, daha önce taşınmaz için belirlenen sürüm değerinin güncelliğini yitirmiş olması nedeniyle yeniden verilecek karar tarihine en yakın tarihteki gerçek sürüm değerinin TMK’nun 232 ve 235. maddeleri gereğince konunun uzmanı bir inşaat mühendisi ve bir emlakçı aracılığıyla belirlenmesi, taşınmaza ilişkin borçlar varsa belirlenecek hesaptan düşürülmesinin gözetilmesi, daha önce alınan bilirkişi raporunun yöntemine uygun bir biçimde hazırlanan bir rapor olmadığı anlaşıldığından dosyanın tomarı ile birlikte mal rejimlerinden uzmanlığı bilinen bir hukukçu ya da akademisyen bilirkişi ile bir mali müşavir ya da muhasebeciden oluşan ikili bilirkişi kuruluna verilmek suretiyle hükme esas alınacak tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık rapor alınması, ondan sonra TMK’nun 231 ve 236. maddeleri gereğince davacıya ait katılma alacağının saptanması ve hüküm altına alınması gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile, hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 297,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.