Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/7554 E. 2013/3739 K. 18.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7554
KARAR NO : 2013/3739
KARAR TARİHİ : 18.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil, alacak

… ve müşterekleri ile … Şirketi, … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil, alacak davasının reddine dair … 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 06.03.2012 gün ve 200/100 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 3277 ada 12 parselin miras bırakan …’den kaldığını, 40 yıldan fazla süredir koşullarına uygun olarak tasarruf edildiğini, üzerindeki binanın muris tarafından yapıldığını, tüm vergilerinin ödendiğini ve tapu tahsis belgesi için müracaatta bulunulduğunu, içindeki kiracı çıkarılmak suretiyle üzerindeki yapının yıkıldığını açıklayarak tapu kaydının iptaliyle vekil edenleri adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde haksız tescilden kaynaklanan maddi kayıpların davalılardan tazminine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, taşınmazın tapulu olması nedeniyle zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığını, 2981 sayılı Kanun’da öngörülen koşulların gerçekleşmediğini açıklayarak hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı gerçek kişiler yargılama oturumlarında temsil olunmamışlardır.
Mahkemece, dava koşulu noksanlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın tedavül kayıtları istenilmemiş ise de, dosyadaki bilgi ve belgelere göre öncesi 1 nolu parsel olup, 06.08.1991 tarihinde yapılan imar uygulaması sonunda 327 ada 12 parsel numarası verilmek suretiyle … ve … oğlu … adına tescil edilmiştir.
Dava; miras yoluyla intikal, eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde haksız fiilden kaynaklı tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece dava koşulu noksanlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Tarafların yargılama sürelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate almaları, gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gerekir.
Hukuki dinlenilme hakkı uluslararası metinlerde çoğunlukla “İddia ve savunma hakkı” olarak bilinmektedir. HMK.nun 115/2. maddesinde; dava şartı noksanlığının tespiti halinde, mahkemenin vereceği kararın usule ilişkin bir nihai karar olan davanın usulden reddi kararı olacağı hususu vurgulanmış; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise usul ekonomisi ilkesine uygunluk sağlanabilmesi için, hakimin usulden ret kararı vermeden önce, eksikliğin tamamlanması yönünde ilgilisine kesin süre vermesi esası benimsenmiştir.
Mahkemece, 24.01.2012 tarihli oturumda, davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiş ise de, verilen kesin süre Kanunda öngörülen koşullara uygun bulunmadığı gibi gider avansının miktarı ve hangi işlem için yatırılması gerektiği açıkça belirtilmemiştir. Bu haliyle kesin sürenin usulüne uygun olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır. O halde, 6100 sayılı HMK.nun 94, 115/2 ve 120/2. maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak davacı tarafa yatırılacak gider avansının miktarı hangi iş ve işlemler için yatırılacağı tek tek bentler halinde belirtilmek suretiyle kesin süre verilmesi, kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ihtarı, ondan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin alınan harcın istek halinde davacılara iadesine, 18.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.