Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/8836 E. 2013/3740 K. 18.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8836
KARAR NO : 2013/3740
KARAR TARİHİ : 18.03.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … ve … Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 14.05.2012 gün ve 17/56 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … temsilcisi tarafından istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, miras yoluyla intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak 155 ada 11 parsel kapsamında kalan ve … adına tespit edilen taşınmazın tapu kaydının iptaliyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı Köy temsilcisi davaya karşı bir diyeceği bulunmadığını bildirmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 155 ada 10 ve 11 parsel kapsamında kalan ve teknik bilirkişi raporunda A ve B harfleriyle gösterilen toplam 4.309.52 m2 yerin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Ham toprak niteliğindeki dava konusu 155 ada 11 parselin, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu açıklanarak 28.11.2008 tarihinde …, 155 ada 10 parselin ise kadim köy mezarlığı olduğu gerekçesiyle, aynı tarihte belgesizden mezarlık niteliğinde Tekeli Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edilmişler, kadastro tutanaklarının 24.03.2009 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kayıtları oluşmuştur.
Dava; kadastro öncesi nedenlere dayalı TMK’nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme de karar vermeye yeterli değildir.
Kabule konu 155 ada 10 parsel, köy mezarlığı olarak tespit ve tescil edilmiş olup dava bu yönüyle, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/A maddesine göre kamu hizmetinde kullanılan ve kamu mallarından sayılan taşınmaza yönelik bulunmaktadır. Bir taşınmazın kamu hizmetinde kullanılan köy orta malı sayılabilmesi için; taşınmazın halen kamu hizmetinde kullanılan bir taşınmaz olması, kamu hizmetine yetkili merci tarafından tahsis edilmiş veya kadimden beri o biçimde kullanılagelmiş bir yer olması ya da bağış, satın alma, istimlâk gibi yollarla bir kimsenin özel mülkiyetinden çıkartılarak kamu malı haline getirilmesi gerekir. 155 ada 10 parsel, kadim köy mezarlığı olarak tespit edildiğine ve fiilen aynı nitelikte kullanıldığına göre, taşınmazın kamu malı niteliğinde olduğu konusunda duraksamamak gerekir. Hüküm, kayıt maliki davalı Köy tarafından temyiz edilmemiş ise de uyuşmazlığın kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiğinden temyiz incelemesinde göz önünde tutulmuştur.
Diğer yönden; Tekeli Köyü davalı olarak gösterilmiş ise de, dava dilekçesinde açıkça 155 ada 11 parsel hakkında dava açılmış olup gerek dava dilekçesi gerekse yargılama sırasında dava dışı 155 ada 10 parsele yönelik olarak bir istekte bulunulmamıştır. HMK’nun 26. (HUMK’nun 74.) maddesi gereğince hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Dava dilekçesinde ya da yargılama sırasında 155 ada 10 parsel hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava ve istek bulunmadığına göre, taleple bağlılık ilkesi göz ardı edilerek dava dışı 155 ada 10 parsel hakkında yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Dava konusu 155 ada 11 parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece taşınmazın çevresinde bulunan parsellere ilişkin tapu kayıtları, kadastro tutanakları ile varsa dayanak belgeleri getirtilmemiş, keşif sırasında zilyetlik tanığı dinlenilmemiş, yerel bilirkişi açıklamalarına dayalı olarak eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Davada, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanılmıştır. Bu tür uyuşmazlıklarda, kazanmayı sağlayan zilyetliğin …’ye karşı kanıtlanması gerekmektedir. Maddi olaylardan sayılan zilyetliğin her türlü delille kanıtlanması mümkün bulunmaktadır. İncelenmekte olan olayda zilyetlik tanığı dinlenilmeden yerel bilirkişi sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuştur. Yerel bilirkişinin sözleri kazanmayı sağlayan zilyetliğin başlangıcı, süresi ve niteliği hakkında hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, dilekçesinde tanık deliline dayandığına göre, kendisine tanıklarını liste halinde vermek üzere süre ve imkan tanınması, ondan sonra yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK’nun 258 ve 259.maddeleri (6100 sayılı HMK’nun 243 ve 244. m.) hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmak suretiyle taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin başlangıcı, süresi ve niteliğinin kendilerinden ayrıntılı olarak sorulup belirlenmesi, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde usulüne uygun olarak giderilmesine çalışılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar üzerinde gereği gibi durulmadan yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davalı … temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 18.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.