YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16397
KARAR NO : 2013/12880
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de ;
Alacaklı bankanın takip dosyasında tahsil edilen para üzerinden, tahsil ve cezaevi harcı kesilmesi işleminin iptali istemiyle başvurduğu, Mahkemece her iki işleme yönelik şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesine göre, tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 15. maddesi ise, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, bunların neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunacağını öngörmektedir.
Harçlar Kanunu’nun 32. maddesine göre, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf ödeyebilir ve ödenen bu para sonuçta ayrıca bir isteğe gerek olmaksızın hükümde nazara alınır.
Anılan düzenlemelerle de belirlendiği üzere, tahsil harcının sorumlusu borçludur (İcra ve İflas Kanunu, md.15). Bu harcın, Kanun (492 sayılı Harçlar Kanunu, md.28/b) gereği icra dairesince alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilmesi, sorumlusunun borçlu olduğu yönündeki düzenleme bakımından sonuca etkili değildir; borçlunun söz konusu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Borçlunun borcu, yatırılan paradan kesilerek ödenen tahsil harcı kadar devam edeceğinden, alacaklının kesilen harç miktarı kadar takibe devam hakkı vardır. Yani, alacaklı, gerçekte borçlunun sorumluluğu altında bulunan ve ancak yatırılan paradan kesilen tahsil harcını borçludan alma hakkına sahiptir.
Bu düzenlemelere paralel olarak; Hukuk Genel Kurulu’nun 22/09/2004 tarih ve 2004/12-491 Esas, 2004/413 Karar sayılı kararında da, paranın tahsili anında Devletin harçla ilgili kaybını önlemek ve Harçlar Kanunu’nun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere, tahsil harcının, alacaklıya ödeme yapıldığı sırada tahsil edilen paradan alınacağı belirtilmiştir.
5230 sayılı Yasa’nın 11. maddesinde ise, “4603 sayılı Kanun’a tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya
kadar 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 2, 23 ve 29. maddeleriyle 2548 sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun’un 1’nci maddesi hükmü uygulanmaz. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların mahkeme ilamını alması ve tebliğe çıkarması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı aranmaz.” hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, 5230 sayılı Yasa’nın 11. maddesinde belirtilen muafiyet, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamamakta ise de, alacaklının sorumlu olduğu cezaevi harcı yasa kapsamında kalmaktadır.
Somut olayda, alacaklı Bankanın istardat ilamında lehine hükmedilen alacağın tahsili amacıyla başlattığı takipte, tahsil edilen para üzerinden İcra Müdürlüğü’nce, tahsil ve cezaevi harcının kesildiği görülmektedir.
Yukarıda açıklanan kanun hükümleri karşısında, İcra Müdürlüğü’nce tahsil edilen para üzerinden tahsil harcı alınmasında yasaya uymayan bir yön yok ise de, alacaklının sorumlu olduğu cezaevi harcı yönünden de şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı Banka vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme hükmünün yukarıda yazılı nedenle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 23.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.
(Muhalif)
KARŞI OY
Şikayetçi vekili, borçlu aleyhine başlatılan takip nedeniyle, İcra Müdürlüğü’nce müvekkiline ödenen paradan tahsil harcı ve cezaevi harcı kesintisi yapıldığını, bunun yasaya aykırı olduğunu, kesintiye ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Talep, İİK’nun 41. maddesi yollamasıyla İİK’nun 16. ve devamı maddelerine dayalı şikayet talebidir.
5230 sayılı, 16.07.2004 tarihinde kabul edilip, 31.07.2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan, … … Anonim Şirketi’nin Türkiye … Bankası Anonim Şirketi’ne Devri ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 11. maddesinin, “4603 sayılı Kanun’a tâbi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 2, 23 ve 29’uncu maddeleri ile 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun’un 1’nci maddesi hükümleri uygulanmaz, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların
mahkeme ilâmını alması ve tebliğe çıkartması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı da aranmaz” hükmünü,
4603 sayılı, 15.11.2000 tarihinde kabul edilip, 25.11.2000 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan, Türkiye Cumhuriyeti … Bankası, Türkiye … Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye … Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun’un 1. maddesinin, “Bu Kanun’un amacı, Türkiye Cumhuriyeti … Bankası, Türkiye … Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye … Bankası Anonim Şirketi’nin (bankalar) çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılmaları ile hisse satışlarına ilişkin düzenlemelerin ve hisselerin tamamına kadarının özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişilere satışının gerçekleştirilmesidir” hükmünü içermektedir.
Buna göre, 4603 sayılı Kanun’a tabi bankaların, … Bankası, … Bankası ve … Bankası olduğu, 5230 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre, anılan Bankalarca, yeniden yapılandırma süresince açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar, Harçlar Kanunu’nun 2, 23 ve 29. madde hükümleri uygulanmamalıdır.
Harçlar Kanunu’nun 2. maddesinin, yargı harçlarına ilişkin olduğu, anılan maddede, yargı harçları üst başlığı altında, mahkeme harçları, icra ve iflas harçları ve suret harçlarının da düzenlendiği, Harçlar Kanunu’nun 23. maddesinde, takipten vazgeçme harcının, 29. maddesinde ise, ilamsız takiplerde peşin harca ilişkin düzenleme mevcuttur.
Şikayetçi … Bankası’nın, 4603 sayılı Kanun’a tabi bankalardan olduğu, şikayetçi alacaklı Bankaya ödeme sırasında yapılan kesintiye ilişkin tahsil harcının da icra iflas harçlarından biri olduğu, 5230 sayılı Kanun’un 11. maddesinde, şikayetçi Bankaca yeniden yapılandırma süresince açılmış veya açılacak dava veya takipler sonuçlandırılıncaya kadar Harçlar Kanunu’nun yargı harçlarına ilişkin 2. maddesinin uygulanmayacağının düzenlenmesi, yargı harçlarına icra ve iflas harçları ve dolayısıyla tahsil harcının da dahil olması nedeniyle, İcra Müdürlüğü’nce şikayetçi Bankaya ödeme yapılırken tahsil harcı kesintisi yapılması yasaya aykırıdır. Bu nedenle Mahkemece, tahsil harcı yönünden şikayetin kabulü ile tahsil harcı kesintisine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi yerine, şikayetin reddine karar verildiğinden hükmün bu nedenle de bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun sadece cezaevi harcına ilişkin şikayetin reddi yönünden hükmün bozulması gerektiğine yönelik görüşüne katılmıyorum. 23.09.2013
.