Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/11576 E. 2013/10370 K. 02.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11576
KARAR NO : 2013/10370
KARAR TARİHİ : 02.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair Sürmene Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 15.06.2012 gün ve 170/452 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar …, … tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı …, dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında ölü babası … oğlu …’e ait bulunan taşınmazların kardeşi … ile ölen kardeşi …’ün oğlu … ve ölen ……’ün çocukları Dursun ve … adlarına tespit ve tescil edildiklerini, babasına ait mirasta kendisinin de pay alması gerektiğini açıklayarak 118 ada 4, 119 ada 12, 120 ada 6, 134 ada 2, 135 ada 10, 198 ada 1, 211 ada 6 ve 213 ada 3 sayılı parsel sayılı taşınmazların murisin torunu …, 118 ada 2, 120 ada 7, 140 ada 15, 141 ada 10, 142 ada 2 ve 143 ada 7 parsel sayılı taşınmazların ise murisin torunu …, 140 ada 14, 141 ada 11, 142 ada 1 ve 143 ada 16 sayılı parsellerin …, 141 ada 10 sayılı parselin ise murisin torunlarından … ile Dursun adına bulunan bu parsellere ait tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … ve …, yazılı beyanlarında muris hakkının kendi sağlığında taşınmazları mirasçıları arasında paylaştırdığını, davacı …’a da yer verildiğini açıklamışlar ve davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalı …, 11.02.2010 tarihli yargılama oturumunda açılan davayı kayıtsız ve şartsız kabul ettiğini açıklamış, beyanı okunup imzası alınmıştır.
Davalı …’e dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, “ davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 1- 211 ada 1 ve 6, 198 ada 1, 213 ada 3, 176 ada 1, 145 ada 2, 142 ada 1 ve 2, 141 ada 10 ve 11, 140 ada 14 ve 15, 143 ada 16, 119 ada 10 ve 12, 118 ada 2, 3 ve 4, 120 ada 6 ve 7, 121 ada 1, 135 ada 10 ve 189 ada 8 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile muris …’ün … Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 2010/58 Esas, 2010/86 Karar sayılı veraset belgesinde belirtilen davacının hissesi oranında iptali ile aynı hisse oranında davacı adına tapuya kayıt ve tescillerine, 2- 189 ada 8 sayılı parsel üzerinde bulunan ve krokide A harfi ile gösterilen
evin davalı …’e, 3- 211 ada 6 sayılı parsel üzerinde bulunan ve yine A harfi ile gösterilen evin ise …’e ait olduğunu beyanlar hanesine şerh verilmesine, 143 ada 7 ve 134 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın feragat nedeni ile reddine” karar verilmesi üzerine hüküm, davalılardan … ve … tarafından kabul edilen parseller bakımından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı KK.nun 14. maddesi gereğince açılan miras payı oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacının miras payı oranında dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptal ve tescil isteğine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Keşifte dinlenen tanıklardan yerel bilirkişi …, kendi aralarında paylaşımın yapıldığını ancak, bunun murisin ölümünden önce mi yoksa sonra mı olduğunu bilmediğini, tanıklar …, 1970 yılında yurt dışına gittiğini ve duyduğuna göre murisin bu yıllarda taşınmazları mirasçıları arasında paylaştırdığını, diğer tanık … ise, muris Hakkı’nın kendi sağlığında taşınmazlarını çocukları arasında paylaştırdığını bildirmiş, ancak, paylaşımda hangi ada parselin hangi mevkilerdeki taşınmazların kime düştüğünü açıklamamışlardır.
Aynı keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ile diğer tanıkların davacıya yer verilip verilmediğini bilmediklerini, paylaşımın olup olmadığı konusunda da bilgilerinin olmadığını, ancak davacıya … Köyü … Mevkii’ndeki bir taşınmazın davacıya verildiğini duyduklarını beyan etmişlerdir. Bu durum karşısında paylaşımın gerçekten söylendiği gibi murisin kendi sağlığında çocukları arasında mı yapıldığı yoksa ölümünden sonra tüm mirasçıların katılımı ile paylaşımın yapılıp yapılmadığı konusunda duraksama söz konusudur. Mahkemece bu husus üzerinde durulmamış ve açıklığa kavuşturulmamıştır. Bundan ayrı, birçok yerel ve tespit bilirkişisi ile tanıkların dinlenmesine karşın olayın aydınlanması için beyanı alınan kişilerin sorular yöneltilerek paylaşım konusu çözüme kavuşturulmadığı saptanmıştır.
Şu halde, taraflar arasında muristen kalan taşınmazların murisin sağlığında çocukları arasında paylaştırılıp paylaştırılmadığı, böyle bir paylaşım söz konusu değil ise, murisin ölümünden sonra mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımı ile tereke paylaşımının yapılıp yapılmadığı konusu uyuşmazlık noktası teşkil ettiğinden bu konuda gerekli araştırma ve inceleme yapılması zorunludur.
Davacı, yapılan keşifte 143 ada 7 ve 134 ada 2 parselle ilgili davalarından feragat ettiğini açıklamış, beyanı okunup imzası alınmıştır.
Davacı, 11.06.2012 tarihli yargılama oturumundaki imzasız beyanıyla, bazı taşınmazlar üzerindeki binalarla bir ilgisinin olmadığını açıkladığı, herhangi bir isteği bulunmadığı dava dilekçesi kapsamıyla belirlendiği halde, istek dışına çıkılarak binaların ait oldukları ada ve parsellerin tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh verilmesi biçiminde kurulan hüküm HMK’nun 26 (HUMK’nun 74.) maddesine aykırıdır. Hakim istekle bağlı olup, ondan fazlasına ve başka bir şeye karar veremez.
O halde mahkemece yapılacak iş; dava konusu yapılan ve feragat nedeniyle reddine karar verilen 143 ada 7 ve 134 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan tüm taşınmazların murisin kendi sağlığında çocukları arasında paylaştırılıp paylaştırılmadığı, paylaştırılmış ise hangi yer ve mevkilerdeki taşınmazların hangi çocuğuna verildiği hususunun yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın
taşınmazlara ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde yüzleştirmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, açıklandığı gibi muris sağlığında çocukları arasında taşınmazlarını paylaştırmamış ise bu takdirde murisin ölümünden sonra tüm mirasçılarının katılımı ile yöntemine uygun bir biçimde terekeyi paylaşıp paylaştırmadıkları, paylaştırma yapılmış ise aynı şekilde hangi ada ve parsellerin ya da hangi mevkideki taşınmazların hangi mirasçılara düştüğünün, yerel bilirkişi ve tanıklara sorular da sorulmak suretiyle belirlenmesi, muris tarafından yapılan bölüşme veya murisin ölümünden sonra paylaşım sonucu tüm mirasçılara düşen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde tutulması, … Köyü’nde … Mevkii’nde davacı …’a verildiği savunulan taşınmazın ada ve parsel numarası da saptanarak buna ilişkin kadastro tutanağı ile tapu kaydının getirtilerek aynı şekilde değerlendirilmesi, bölüşüm ya da tereke paylaşımı yapılmış ise az veya çokluğa, değerli veya değersiz oluşuna bakılmaksızın ve sadece rızalarının uyuşması gözetilerek yapılan bölüşüm veya paylaşımın geçerli olduğunun düşünülmesi, geçerli bir paylaşımdan söz edilebilmesi için tüm mirasçıların katılımının zorunlu olduğunun gözetilmesi, davacının tereke paylaşımı sonucu herhangi bir yer alıp almadığının mahkemece tespit edilmesi ve ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.
Davalılardan … ve …’ün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 589,80 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’e iadesine 02.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.