YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11681
KARAR NO : 2013/10371
KARAR TARİHİ : 02.07.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 11.06.2012 gün ve 406/429 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde; … İli, … İlçesi, … Köyü 1322, 1675, 740, 925 ve 926 parsel sayılı beş adet taşınmazın davalılar tarafından vekil edenine satıldığını, satın alma tarihinden bu yana nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyet olduğunu açıklayarak taşınmazın davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan … ve …, 18.01.2010 tarihli cevap dilekçeleri ile davayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.
Bir kısım davalılar vekili, cevap dilekçesinde; satış senetlerindeki imza ve mühürlerin sahte olduğunu, ölülere ait olduğunu, vekil edenlerinin hiçbir zaman böyle bir satış yapmadıklarını, para almadıklarını, taşınmazların 1988 yılında intikallerinin yapıldığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalılardan …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … yargılama oturumunda davayı kabul etmediklerini beyan etmişlerdir.
Mahkemece; davanın kabulü ile … Köyü 740 ve 1322 parsel sayılı taşınmazların davalı … adına olan tapu kayıtları ile aynı köy 925, 926 ve 1675 sayılı taşınmazların … adına olan 5/20,…ve … adına olan 3/20’şer hissesinin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, bir kısım davalılar vekili Av. … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici satış ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK.nun 713/1. ve 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu 925 ve 926 parsel sayılı taşınmazlar 28.08.1984 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında vergi kaydına istinaden Veli oğlu … …’ın nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğu, 1960 yılında ölümü ile mirasçılarına kaldığı belirtilerek 926 parsel sayılı taşınmaz … … adına, 925 parsel numaralı taşınmaz ise … adına tespit edilmiş, tespite itiraz edilmesi üzerine 10.04.1994 tarihinde 925 parsel sayılı taşınmazın 5/20 hissesi …, 3/20’şer hissesi …, … ve … adına, 6/20 hissesi ise Davut oğlu … adına tapuya tescil edilmiş, 926 parsel nolu taşınmazın ise 5/20 hissesi …, 3/20’şer hissesi … ve … adına tapuya tescil edilmiştir. 740 parsel sayılı taşınmaz 13.08.1984 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 1968 yılında haricen ve rızaen 5.000 TL bedel ile … kızı … tarafından satın alındığı belirtilerek bu şahıs adına tespit edilmiş ve 23.06.1989 tarihinde tespitin kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur. 1322 parsel sayılı taşınmaz 16.10.1984 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 1937 yılından beri vergi kaydı ile nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla Veli oğlu … …’in zilyetlik ve tasarrufunda olduğu, 1950 yılında karısı olan … kızı …’a bağışladığı belirlenerek bu şahıs adına tespit edilmiş, 05.07.1989 tarihinde tespitin kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur. 1675 parsel sayılı taşınmaz ise 20.11.1984 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında vergi kaydına istinaden 1937 yılından beri nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla Veli oğlu … …’in zilyetlik ve tasarrufunda bulunduğu, 1960 yılında ölümü ile karısı … kızı … ve evlatları … ve … …’a kaldığı belirtilerek bu şahıslar adına tespit edilmiş, tespitin 10.07.1989 tarihinde kesinleşmesi üzerine 5/20 hissesi … kızı … adına, 3/20 ‘şer hissesi ise … , … ve … … adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı, 27.08.1979 tarihli ve 21.06.1990 tarihli harici satış sözleşmelerine dayanmıştır. Uyuşmazlık konusu taşınmazların ise 28.08.1984, 13.08.1984, 20.11.1984 ve 16.10.1984 tarihinde kadastro tespitleri yapılmış olduğundan, anılan senetlerden 27.08.1979 tarihli olanı kadastro tespitinden öncesine ilişkin olduğundan bu senede dayanan istemlerin kadastro öncesi sebep olarak kabulü gerekir. Kadastro tespitlerinin kesinleştiği 10.04.1991, 23.06.1989, 05.07.1989 ve 10.07.1989 tarihlerinden dava tarihi olan 22.07.2009 tarihine kadar 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü süre dolmuş olduğundan, bu senede dayalı talepler yönünden davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek esastan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Tapu kayıtlarına göre, uyuşmazlık konusu 925 sayılı taşınmazın 3/20 hissenin kayıt maliki … … kızı …’dur. Bir kısım davalıların murisi olan Hatice Doğan’ın soyadı ise nüfus kayıtlarına göre Vurucu’dur. Bu durumda davacı tarafa tapu kütüğünde soyadı düzeltimi için yetki ve süre verilerek tapu kütüğündeki yanlışlık düzeltildikten sonra hüküm kurulması gerekirken davacı tarafa süre ve imkan tanınmadan hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde davacının dayanağı olan senetlerdeki mühür ve imzaların sahte ve ölü kişilere ait olduğunu ileri sürmüştür. İleri sürülen bu savunma karşısında davacının dayanağı olan 27.08.1979 ve 21.06.1990 tarihli senetlerdeki imza ve mühürlerin sahte olup olmadıkları araştırılarak belirlenmesi gerekir. Böyle bir durum ile karşılaşan Mahkeme HMK.nun 163 ve devamı maddeleri (HUMK.nun 222 vd.) gereğince söz konusu olayı ön sorunu olarak (hadise biçiminde) değerlendirilip buna göre araştırma ve
inceleme yapılması gerekmektedir. Şu halde, Mahkemece bu konuda yapılacak iş satış sözleşmesi tarihleri olan 21.06.1990 ve 27.08.1979 tarihlerinden öncesine ait davalıların murisleri olan senet satıcılarının tatbike medar imza örneklerinin bulundukları mercilerin bildirilmesi için taraflara süre ve imkan tanınması, bildirdiklerinde imza örneklerinin bulundukları belge asıllarının ilgili mercilerden celp edilerek dosya arasına eklenmesi, imzaların davalıların murislerine ait olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınarak, sahtelik iddiasının çözüme kavuşturulması olmalıdır.
Uyuşmazlık konusu 1322 parsel sayılı taşınmaz 5.7.1989 tarihinde, 1675 parsel sayılı taşınmaz 10.07.1989 tarihinde, 740 parsel sayılı taşınmaz ise 23.06.1989 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Davacı ise, bu parsellerdeki davalı paylarını 21.06.1990 tarihli harici senet ile satın aldığını ileri sürmektedir. TMK.nun 706, Tapu Kanununun 26, BK.nun 213 (6098 sayılı BK.nun 237.) maddelerine göre tapulu taşınmazların satışına ilişkin senetlerin Tapu Sicil Müdürlüğünde resmi şekilde düzenlenmesi gerekir. Davacının dayanağı olan senet resmi şekle uygun olarak düzenlenmediğinden geçersiz olup davacının adı geçen parseller yönünden bu senede dayalı olarak hak iddia etmesi olanaklı bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu 925 ve 926 parsel sayılı taşınmazlar 23.08.1984 tarihinde tespit edilmiş, kadastro tespiti ise 10.04.1991 tarihinde kesinleşmiş olduğundan davacının dayanağı olan 21.06.1990 tarihli senet, tespit tarihinden sonra ki, ancak, kesinleşme tarihinden önceki döneme ilişkindir. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, davacının dayanağı olan 21.06.1990 tarihli harici senedin uyuşmazlık konusu 925 ve 926 parsel sayılı taşınmazları kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulması, yeniden yapılacak keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarına sorular sorularak, anılan senedin 925 ve 926 parsel sayılı taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, senet tarihinden sonra taşınmazın davacının zilyetlik ve tasarrufu altında olup olmadığı, davacının zilyetliğinin malik sıfatıyla olup olmadığı açıklığa kavuşturularak şartları varsa davacının 21.06.1990 tarihli senede dayanan taleplerinin kabul verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … (…), …, …, …, …, …, …, …, …ve … vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’ Nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 295 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 02.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.