Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/12350 E. 2013/13136 K. 23.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12350
KARAR NO : 2013/13136
KARAR TARİHİ : 23.09.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 17.02.2012 gün ve 21/25 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, 10.02.2009 havale tarihli harcı alınan dava dilekçesinde özetle: Kadastro çalışmalarında … adına tespit ve tescil edilen 134 ada 72 ve 137 ada 47 parsel sayılı taşınmazların öncesinden babasına, ölümü ile kendisine ait iken yanlışlıkla … adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak; bu yerlerin … adına olan tapu kayıtlarının iptal edilerek adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …’ye dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir: Davalı … yargılama oturumlarına katılmamış ve cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulüne, dava konusu 134 ada 72 ve 137 ada 47 parsel sayılı taşınmazların ve teknik bilirkişinin 13.08.2010 tarihli raporuna ekli krokide ikinci yer olarak belirlenen 135 ada 26 ve 135 ada 27 parsel sayılı taşınmazların içerisinde kalan mavi renkli kalemle boyalı olarak gösterilen 3002.54 m2 ve 4458.59 m2’lik yerlere ilişkin davalı …’nin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde … temsilcisi tarafından dilekçesinde yazılı gerekçelerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu 137 ada 47 ve 134 ada 72 nolu parsellere ilişkin kadastro tutanaklarının tüm sayfalarının onaylı fotokopisi getirilmiştir. Bu yerlerin “çayır” niteliğiyle, senetsizden, tutanaklarda yazılı olan miktarlarla, 10.09.2007 (17.09.2007) tarihlerinde … adına tespitlerinin yapıldığı, itirazsız olarak 22.04.2008 tarihinde kesinleştirildikleri görülmüştür. Bu yerlere ilişkin çap kayıtları halen … adınadır. Mahallinde keşif yapılmıştır. 06.08.2010 günlü keşif zabtında yazılı olduğu üzere: Davacı, dava konusu 134 ada 72 ve 137 ada 47 parsel sayılı taşınmazları keşif heyetine göstermiştir. Yerel bilirkişi ve tanık dinlenmiştir. Bu kişiler özetle: dava konusu her iki parselin elli-altmış yıldan beri önce davacının babası tarafından çayır vasfı ile otunu biçmek ve satmak amacıyla kullandığı, ölümünden bir yıl önce davacıya bağışladığı, halen de davacının zilyetliğinde bulunduğunu açıklamışlardır. Keşfe katılan teknik bilirkişi ile ziraatçi bilirkişi ayrı ayrı rapor ve krokilerini dosyaya sunmuşlardır. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, kadastro çalışmalarında “çayır” niteliğiyle … adına tespit ve tescil edilen böyle bir yerin tespit öncesi zilyetlik ile iktisabının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere ve geleneksel olarak özellikle, yüksek rakımlı Doğu … Bölgesi’nin bazı il, ilçe ve köylerindeki bu nitelikteki taşınmazların koşulları oluştuğu takdirde zilyetlik yoluyla iktisabı mümkün olmaktadır. Somut olaya gelince, dinlenen mahalli bilirkişi ile davacı tanığı ve ziraatçi bilirkişinin raporu dikkate alındığında; dava konusu 47 ve 72 nolu parsellerin “çayır” niteliğiyle otunu biçmek, satmak ve kendi hayvanlarının yemi olarak kullanılmak suretiyle önceden davacının miras bırakanı, ölümünden sonra ise kendisine özgülenen davacı tarafından yirmi yılı aşkın süreden beri çekişmesiz ve aralıksız olarak bu niteliğiyle kullanıldığı anlaşılmakla dava konusu 134 ada 72 ve 137 ada 47 nolu parseller için kabul kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus olmadığından bu parseller ile ilgili davalı … temsilcisinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün bu bölümünün ONANMASINA,
Ancak, dava dilekçesinde dava konusu yapılmayan yargılama sırasında harcı ödenmek suretiyle ıslah edilmeyen fakat teknik bilirkişi raporunda 135 ada 26 ve 27 nolu parseller içerisinde A ve B harfleriyle işaretli mavi renkli kalem ile boyalı kısımlarla ilgili herhangi bir açılmış, birleştirilmiş ya da ıslah edilmiş bir dava olmadığı halde bu yerlere ilişkin olarak da kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. Bir başka anlatımla, talep olmadığı ve yöntemine uygun bir dava açılmadığı halde 135 ada 26 ve 27 nolu parsellere yönelik olarakta hüküm kurulması yolsuz tescil mahiyetindedir. Böyle bir karar yok hükmündedir. Davalı … temsilcisinin bu parsellere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesi uyarınca …’den harç alınmasına mahal olmadığına, 23.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.