YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2580
KARAR NO : 2013/12781
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu ipali ve tecil davasının reddine dair … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 13.02.2012 gün ve 91/71 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 259 ve 262 parselin ortak muris …adına kayıtlı bulunduğunu, mirasçılar arasında yapılan sözlü taksim sonunda vekil edenine düştüğünü açıklayarak tapu kayıtlarının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … ve … vekili, mirasçılar arasında yapılan geçerli bir taksim sözleşmesi bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …, kimlikleri tespit edilmek suretiyle mahkemeye verdikleri dilekçelerinde, dava konusu parsellerin miras ve taksim yoluyla davacıya kaldığını bildirerek davayı kabul ettiklerini açıklamışlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların tapuda ortak miras bırakan adına kayıtlı olduğu, mirasçılar arasında tüm mirasçıların katılımı ile düzenlenmiş yazılı bir sözleşme bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsellerden 259 parselin 1/2 payı, 262 parselin tamamı, 14.01.1970 tarihinde tapulama yoluyla tarafların ortak murisi … adına tespit ve tescil edilmiştir.
Dosyada bilgi ve belgelerden, davanın miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, Mahkemece deliller takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, dava konusu parsellerin 15.02.1979 tarihinde ölen miras bırakan… adına kayıtlı olduğuna, TMK.nun 676/1-3. maddesi uyarınca tüm mirasçıların katılımı ile düzenlenmiş yazılı bir taksim sözleşmesi bulunmadığına, taksimin elden (sözlü) olarak yapıldığına ve mirasçılar arasında elden yapıldığı ileri sürülen taksime dayalı olarak istekte bulunulamayacağı anlaşıldığına, taraflar arasındaki sözleşmenin TMK.nun 677.
maddesi uyarınca pay devri olarak değerlendirilmesi de mümkün bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıda gösterilen neden dışındaki yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Ancak yukarıda adları yazılı davalılar kimlikleri tespit edilmek suretiyle mahkemeye verdikleri imzalı dilekçelerinde; dava konusu parsellerin taksim yoluyla davacıya kaldığını, davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir. HUMK’nun 95. (6100 sayılı HMK.nun 308. m.) maddesine göre, feragat ve kabul, davayı sona erdirir, kesin hükmün hukuki neticelerini hasıl eder ve yapıldığı andan itibaren hüküm ifade eder. Bu kapsamda, anılan davalılar davayı kabul iradesini açıkladığına ve bu beyanları hukuken geçerli bulunduğuna göre, Mahkemece kabul beyanları gözden kaçırılarak yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle, hükmün anılan davalılara yönelik bölümünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.09.2013 tarihinde oybirliğiyle kaar verildi.