YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13089
KARAR NO : 2013/14799
KARAR TARİHİ : 11.10.2013
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Tapu iptali ve tescil
… ile … ve … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair … (…) Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 28.04.2011 gün ve 179/83 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde; 111 ada 19, 21, 24, 25, 110 ada 44, 113 ada 52, 58, 107 ada 120, 124 ada 11, 21, 102 ada 72, 108 ada 44 ve 111 ada 7 sayılı parsellerin (toplam 13 parça taşınmaz) ortak mirasbırakan babaları…’den kaldığını, ancak kadastro çalışmaları sırasında yalnızca … ve … adına tespit ve tescil edildiklerini açıklayarak miras payı oranında tapu kayıtlarının adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın ilk açıldığı Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 29.06.2006 tarihli keşifte, açılan davanın yerinde olmadığını, babaları …’in 1963 yılında …’ya göç ettiğini, 1978 yılında köye geldiklerini, babalarının sadece bir tarlasının bulunduğunu, onuda …re sattığını, dava konusu taşınmazların bir kısmını …’ün kendilerine bağışladığını, …’ün amcaları olduğunu, bir kısım arazileri ise hali araziden tarla haline getirdiklerini, murisle bir ilgisinin bulunmadığını açıklamışlar ve davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Mahkemece, 117 ada 7 sayılı parselle ilgili davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, 111 ada 19, 110 ada 44, 111 ada 25, 24, 21,113 ada 58,52, 107 ada 120, 124 ada 11, 21 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile murisin veraset belgesindeki payı oranında iştirak kuralları oranında mirasçılar adına tapuya tesciline, 108 ada 44 sayılı parsel hakkında davanın feragat nedeniyle reddine, 102 ada 72 sayılı parselin muris adına tapuda kayıtlı bulunan ½ payı oranında tapu kaydının iptali ile yine aynı şekilde murisin miras belgesindeki payı esas alınarak verasete iştirak halinde mirasçılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, kabul edilen parseller yönünden davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil davasıdır.Mahkemece, yazılı gerekçeyle 108 ada 44 sayılı parsel dışında kalan diğer parseller hakkında davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Bundan ayrı davacı 111 ada 7 sayılı parseli dava konusu yaptığı halde murisle ilgisi bulanmayan 117 ada 7 sayılı parsel hakkında davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi, maddi hataya (yanılgıya) dayalı olduğu anlaşıldığından dava konusu yapılan 111 ada 7 sayılı parselle ilgili açıklanacak, aynı araştırma ve incelemenin yapılması doğrudur.
İlk keşif ara kararının Sulh Hukuk Mahkemesi’nde davanın görüldüğü sırada 17.02.2006 tarihinde verildiği, verilen keşif ara kararı bulunduğu haliyle yöntemine uygun olmadığı gibi, yerel bilirkişi ve tanıkların da ne şekilde dinleneceği konusunda hiçbir açıklamaya yer verilmemiştir. Davanın görevsizlikle Asliye Hukuk Mahkemesi’ne aktarılması ile ilgili 01.02.2007 tarihli yargılama oturumunda; “keşif gününün belirlendiği, aynı oturum ara kararının iki nolu bendi ile ilçe jandarma komutanlığına müzakere yazılarak kaymakamlık makamınca ismi belirtilen bilirkişilerin keşif gün ve saatinde hazır edilmelerinin istenilmesine, üç nolu bendi ile taraflarca ismi bildirilen tanıklar hazır edildikleri takdirde keşif mahallinde dinlenilmelerine..” karar verildiği, verilen bu ara kararın da usul ve kanuna uygun olmadığı açıktır.Yöntemine uygun bir biçimde verilmiş bir keşif ara kararından söz edilebilmesi için hak ve yükümlülüklerin tek tek bentler halinde ara kararlarında açıklanması, araç, bilirkişiler, tanıklar, mahkeme heyeti ile ilgili ücretlerin ayrı ayrı belirtilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243, 244 ve 259. maddeleri gözetilerek keşif yerinde hazır bulundurulmalarının sağlanması için öncelikle davetiye ile çağrılıp dinlenilmeleri, davetiyeye uymayanlar bakımından HMK.nun 245. maddesinin göz önünde bulundurulması gerektiği halde açıklanan maddelere aykırı bir biçimde yerel bilirkişilerin jandarma tarafından hazır edilmesinin istenilmesi ve usul kanununda yer almadığı halde taraflarca hazır edildikleri takdirde dinlenilmeleri şeklinde verilen ara kararı yine belirtilen madde hükümlerine aykırıdır.Bundan ayrı, davacı …’nin 01.04.2005 tarihli dilekçesi ile 5 yerel bilirkişi ismini 06.07.2005 tarihli dilekçesiyle de 4 tanık ismini ve adreslerini mahkemeye sunduğu, bunlardan …’ün yerel bilirkişi olarak mahkemede dinlenildiği, tanıklardan … ve …’ünde tanık olarak dinlenildiği, dosya arasında davalı tarafın tanık listesine rastlanılmadığı görülmüştür.Toplanan delillerle sonuca ulaşmak bakımından dinlenen yerel bilirkişi ve iki tanığın beyanlarının yeterli olmadığı, bu konuda duraksamanın söz konusu olduğu, savunma göz önünde bulundurularak dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklara herhangi bir soru yöneltilmediği, gerçekten …’den bağış yoluyla edinip edinmedikleri ve ayrıca hali araziden bazı taşınmazların tarla haline getirilip getirilmediği, getirilmiş ise hangi parseller oldukları ve yine bağış yoluyla taşınmazların dava konusu taşınmazlardan olup olmadığı konusunda hiçbir inceleme yapılmamıştır.O halde mahkemece yapılacak iş, özellikle davalı tarafa tanık ve delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, tanık listesi verildiğinde kaymakamlıktan istenen listede yer alan yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarının HMK.nun 243,244,259 maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın, taşınmazlara ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davetiye ile gelmeyen yerel bilirkişi ve tanıkların HMK:nun 245. maddesi gereğince getirtilmeleri, dava konusu yapılan ve
kabulüne karar verilen (108 ada 44 parsel hariç) parsellerin gerçekten ortak miras bırakan …’den kalan taşınmazlar olup olmadığı, davalı tarafın savunduğu gibi … tarafından davalılara bağışlanan taşınmazların hangi adalar ve parsellere isabet ettiği, yine davalıların hali araziden tarla haline getirdikleri ada ve parsellerin hangileri olduğu, bunun yanında hangi parsellerin kök muristen kaldığı yönünde yerel bilirkişi ve tanıklara sorular da yöneltilmek suretiyle açıklığa kavuşturulması, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK.nun 261. maddesi uyarınca dinlenilenler yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 894,00 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine 11.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.