Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/11732 E. 2013/14800 K. 11.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11732
KARAR NO : 2013/14800
KARAR TARİHİ : 11.10.2013

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Tapu iptali ve tescil

… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 26.05.2011 gün ve 372/211 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde; … Kasabası’nda bulunan 12034, 12192 ve 14126 parsel sayılı taşınmazların başlangıçta …oğlu …’a ait olduğunu, 08.02.1961 tarihli senetle eşi …’a sattığını, …’ın ise, … 1. Noterliği’nce düzenlenen 30.12.1963 tarihli noter senedi ile taşınmazları vekil edenine hibe ettiğini açıklayarak taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, yargılama sırasında ise 12192 parsel sayılı taşınmazla ilgili açmış oldukları davalarından feragat ettiklerini beyan etmiştir.Davalı…, cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, söz konusu taşınmazların hiçbir şekilde davacının zilyetliğine geçmediğini, bahse konu senedi kabul etmediklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir.Dahili davalı …, cevap dilekçesinde; senedin gerçek dışı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, hakkı olmayan yeri almaya çalıştığını beyan etmiştir.
Dahili davalı …, cevap dilekçesinde; babasının yerleri kardeşleri arasında paylaştırdığını, kardeşi Bahri’nin de emekli olunca tüm malları paylaştırırım dediğini, ancak, ellerinden tüm mallan aldığını beyan etmiştir.
Dahili davalı …, cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların davacının zilyet ve tasarrufuna geçmediğini, davalıların zilyetliğinde bulunduğunu, satış senedini ve hibe senedini kabul etmediğini beyan etmiştir.Dahili davalı …, cevap dilekçesinde; senedin gerçek dışı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, hakkı olmayan yeri almaya çalıştığını, öncelikle senedin sahteliği hususunun çözümlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.Dahili davalı …, cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların hiçbir zaman davacı tarafından kullanılmadığını, kadastro sırasında adlarına tapu kaydı yapılan davalılara ait olduğunu, 1961 tarihli senedin BK’nun 18. maddesi gereğince muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu, bu nedenle davacıya yapılan 30.12.1963 tarihli bağışın hukuken mümkün olmadığını, 08.02.1961 tarihli senet üzerinde imza incelemesi yapılmasını talep etmiş, davanın reddini savunmuştur.Dahili davalılar … ve … cevap dilekçesinde özetle, davacının dayandığı senedin usule aykırı olarak düzenlendiğini beyan ederek davanın reddini talep etmişlerdir.
Dahili davalılar …, … ve … duruşma sırasında davanın reddini talep etmişlerdir.ahkemece, davanın kabulü ile 14126 ve 12034 nolu parsellerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 12192 nolu parsel için açılan davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesi üzerine hüküm; davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro öncesi kazanmayı sağlayan zilyetlik ve harici satış hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 996 maddeleri ile 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi gereğince açılmış mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.Mahkemece, zilyetlikle edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bir kısım dahili davalılar 08.02.1961 tarihli adi yazılı sözleşme altındaki …’a ait imzaya itiraz ederek, imza incelemesi yapılmasını talep ettikleri halde, Mahkemece bu husus ön sorun (hadise) şeklinde incelenmeden ve davacının dayanağı olan 08.02.1961 tarihli satış sözleşmesi ile 30.12.1963 tarihli noterce düzenlenen bağış sözleşmesinin uyuşmazlık konusu taşınmazlara kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulmadan taşınmazların bilinen ilk maliki olan …’ın veraset ilamı dosya arasına getirtilmeden hüküm kurulmuştur.Uyuşmazlık konusu 12034 parsel sayılı taşınmaz 29.06.1988 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında tarla vasfıyla 943 nolu vergi kaydıyla …oğlu …’in 20 yıldan fazla bir zamandan beri nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyetlik ve tasarrufunda bulunduğu, bu yerini 1940 yılında haricen ve rızaen elli lira bedel mukabilinde … oğlu … a satarak zilyetliğini devrettiği, …’ın da 1962 yılında kansız ölümüyle evlatları …, …, …, …, … ve …’e bıraktığı, …’in de 1970 yılında ölümü ile tek evlatı …’a bıraktığı belirtilerek …çocukları …, …, …, …, … ve … ile … oğlu … adına tespit edilmiş, tespitin 23.12.1988 tarihinde kesinleşmesi üzerine aynı tarihte tapu kaydı oluşmuştur. 14126 sayılı taşınmaz ise 27.04.1989 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden tarla vasfıyla …oğlu …’ın yirmi seneden fazla bir zamandan beri nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyet olduğu, 1963 yılında karısız ölümüyle evlatları …, …, … …, … ve … ile 1970 yılında karısız ölen oğlu …’in evlatı …’a terk ettiği belirtilerek, bu şahıslar adına tespit edilmiş, tespitin 23.12.1989 tarihinde kesinleşmesi üzerine aynı tarihte tapu kaydı oluşmuştur.HMK.nun 163. maddesinde “Yargılama sırasında, davaya ilişkin bir ön sorun ortaya çıkarsa, ilgili taraf, bunu dilekçe vermek sureti ile yahut duruşma sırasında sözlü olarak ileri sürebilir.”HMK’nun 164.maddesine göre ise; “Hakim, taraflardan birinin ileri sürdüğü ön sorunu incelemeye değer bulursa, belirleyeceği süre içinde, varsa delilleri ile birlikte cevabını bildirmesi için diğer tarafa tefhim veya tebliğ eder.Ön sorun hakkında iki taraf hakkında uyuşmazlık varsa, hakim gerekirse tarafları davet edip dinledikten sonra karar verir. Hakim, ön sorun hakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder.” denilmiştir.HMK’nun 208/3 maddesine göre, bir belgenin sahteliği iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir davada açabilir.
Aynı Yasa’nın 211. maddesine göre, imzası inkar edilen tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir, bilirkişi bu yazı ve imzalarla o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar.Dava konusu olayda bir kısım dahili davalılar davacının dayanağı olan senetlerin sahte olduğunu ileri sürmüş, dahili davalılardan … ise 08.02.1961 tarihli senet altındaki imzanın …’a ait olup olmadığını incelenmesi gerektiğini savunmuştur. Buna rağmen Mahkemece bu husus hadise şeklinde incelenmeden hüküm kurulmuştur. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş imza inkarının ön sorun (hadise) şeklinde incelenerek, davalıların murisi olan …’a ait imza örneklerinin bulunduğu belgeleri ve bu belgelerin bulundukları mercileri yazılı olarak bildirmek üzere taraflara süre ve imkan tanınması, imza örneklerinin bulunduğu belgelerin ve mercilerin bildirilmesi halinde bu belgelerin bulundukları mercilerden getirtilerek dosya arasına konulması, belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak belge altındaki imzanın davalıların murisi …’a ait olup olmadığı açıklığa kavuşturulması gerekir.
Öte yandan, uyuşmazlık konusu taşınmazların bilinen ilk maliki olan …’ın veraset ilamı dosya arasında bulunmamaktadır. Öncelikle davacı tarafa davalıların murisleri …’nin veraset ilamını sunmaları için süre ve imkan tanınması, bu hususta gerekiyorsa davacı tarafa veraset ilamının temini için dava açmak üzere yetki verilmesi, veraset ilamı sunulduğunda taşınmazların bilinen ilk maliki olan … ile taraflar arasındaki bağın kurulması gerekmektedir.Davacının dayanağı olan 08.02.1961 tarihli senedin altındaki imzanın davalıların murisi …’a ait olduğu tespit edildiği takdirde mahallinde yeniden keşif yapılarak, keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan uyuşmazlık konusu taşınmazın davalıların murisi … tarafından eşi …’a satışına ilişkin 08.02.1961 tarihli adi yazılı satış senedi ile taşınmazların … tarafından davacı …’a hibe edilmesine ilişkin … 1. Noterliği’nce düzenlenen 30.1.1963 tarihli hibe senedinin uyuşmazlık konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı senetlerin mevki ve sınırları ayrıntılı olarak okunarak açıklığa kavuşturulmalı, ayrıca taşınmazların zilyetliklerinin davacıya devredilip devredilmediği, bu taşınmazlara kimin ne zamandan beri ve hangi sebeple zilyet olduğu ayrıntılı olarak yerel bilirkişi ve tanıklara sorularak açıklığa kavuşturulmalı, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu nedenle davalı …’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 138,00 TL peşin harcın davalı …’e iadesine 11.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.