YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3956
KARAR NO : 2013/11753
KARAR TARİHİ : 12.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mirasçılık belgesi istemi
… tarafından açılan mirasçılık belgesi istemi davasının reddine dair … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 30.01.2013 gün ve 373/72 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, vekili, … 130 hanede nüfusa kayıtlı mümin kızı …’nın mirasçıları ve miras hisselerini gösterir mirasçılık belgesi verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece daha önce … Asliye 1. Hukuk Mahkemesi’nce verilmiş mirasçılık belgesi bulunduğu, murise ait veraset belgesi varken yenisinin istenmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesi hükmünde başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, Sulh Mahkemesi’nce mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, mirasçılık belgesinin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceği açıklanmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.12.1990 gün ve 1990/2-560 Esas, 1990/622 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere “…mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle hasımsız olarak açılan davalar çekişmesiz yargıya tabi olduğundan, bu davalar sonucunda verilecek kararlar şekli bakımından kesinleşmiş olasalar dahi maddi hukuk bakımından kesin hüküm oluşturmazlar biçimindedir.” Kaldıki, dava ve ilam kavramları çekişmeli yargıya ait kavramlar olduğundan mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle açılan davaların tam bir dava olarak nitelendirilemeyeceği gibi bu davalar sonucunda verilen kararlar klasik anlamda kesin hüküm sonucunu doğuran bir ilam da sayılmazlar. Bu nedenle, açılan bu davalar sonucunda verilen kararların sonradan gerçeğe aykırı ve yanlış olduğunun anlaşılması halinde her zaman için aksi iddia ve ispat edilebileceği gibi, tespit hükmü niteliğindeki bu kararların sonradan açılacak başka davalarda kesin hüküm oluşturması ve mahkemeleri bağlaması da düşünülemez. Bu konularda öğreti ve uygulamada tam bir görüş birliği mevcuttur. Bu olgunun sonucu olarak başkaları tarafından hasımsız olarak açılan dava sonucunda mirasçılık belgesi alınmış olsa dahi, önceki mirasçılık belgesinde mirasçıların ve miras paylarının belirlenmesinde hata yapıldığını veya eski tarihli mirasçılık belgesinde ölümler nedeniyle paylarda değişiklik olduğunu ve bu hali ile eski tarihli mirasçılık belgesinin infazı hukuksal sorunlar oluşturacağını öne süren her mirasçının hasımsız olarak açacağı yeni bir dava ile mirasçılık belgesi verilmesini isteme veya önceki tarihli mirasçılık belgesinde kendilerine pay verilen diğer mirasçıları hasım göstererek bu mirasçılık belgesinin iptali ile gerçeğe uygun yenisinin verilmesi istemiyle dava açma hakkı bulunduğundan kuşku duymamak gerekir.
Kaldı ki, daha önce alınmış mirasçılık belgesi var iken yasal mirasçılardan herhangi birinin mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle hasımsız olarak dava açmasını engelleyen yasal bir düzenleme de bulunmamaktadır. Mirasçılık belgesi verilmesi istemi bağımsızdır. Her mirasçı bu hakka ayrı ayrı sahiptir. Bir mirasçının mirasçılık belgesi alması diğer mirasçıların bu hakkı kaybetmesi sonucunu doğurmayacağı gibi mirasçılık belgesi talep etmekte de hukuki menfaatinin bulunacağı her türlü izahtan varestedir.
Hal böyle olunca, Mahkemece, açıklanan bu olgular gözetilerek davanın esasına girilmesi, davacı tarafından gösterilen ve gösterilecek tüm delillerin toplanması, önceki günlü mirasçılık belgesinin verilmesine esas dava dosyası içindeki delillerin de bu dosyanın delili olduğu gözden kaçırılmayacak miras bırakan … mirasçılarının ve miras paylarının belirlenmesi ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken yersiz gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.