Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/5841 E. 2018/10783 K. 05.04.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5841
KARAR NO : 2018/10783
KARAR TARİHİ : 05.04.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Galleye Müstehak Vakıf Evladı Olduğunun Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin “İbrahim Oğlu Şehülharem Ebubekir Paşa Vakfı’nın” galleye müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, 22/09/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile vakıf adını “…Vakfı” olarak ıslah etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-04.06.1958 tarih ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir.
Dava şartları gerçekleşmeden bir davanın esası incelenemez; davanın incelenip karara bağlanabilmesi, dava şartlarının varlığı veya yokluğuna bağlıdır. Hakim, dava şartı eksikliğini kendiliğinden dikkate alır, tarafların bu konuda ayrıca talepte bulunmasına gerek yoktur. Ancak, taraflar bu konuda hakime yardımcı olabilir, hakimin bu konuya dikkatini çekebilirler. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (mesela, görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (mesela, kesin hüküm gibi). Olumsuz dava şartlarından birisi mevcutsa veya olumlu dava şartlarından biri mevcut değilse, davanın esası incelenemez. Bunun amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da, açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Dava şartının eksik olması halinde nasıl bir usul işlemi yapılacağı, 6100 sayılı HMK’un 115. maddesinde belirlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.

-//-
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dava dilekçesinin olaylar bölümünde ve davacı vekilince verilen 14/12/2010 tarihli delil listesinin 6. bendinde “müvekkilinin Baf … Bin …Vakfı’nın vakıf evladı olduğuna ilişkin mahkeme kararı bulunduğu” beyan edilmiştir. Böyle bir mahkeme kararının bulunması, kesin hüküm ve dava şartı yokluğu teşkil edecektir. Buna göre, mahkemece resen araştırma yapılarak, sözkonusu mahkeme ilamının bilgilerinin bildirilmesi için davacı vekiline süre verilip, oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Kabule göre de,
Vakıftan galle fazlasının alınabilmesi için öncelikle vakfeden ile kan bağının ispatlanması sonra da bu hususta vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının vakıf kurucusu ile irtibatını gösterir herhangi bir mahkeme kararının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının, ….’ta yayınlanan gazetelerde ilan edilen … Vakfının evlat listesinde yer alan ….’in torunu olduğu belirtilmiş ise de, davacı ile vakıf kurucusu arasındaki akrabalık ilişkisi nüfus kayıtlarıyla kurulamamaktadır.
Bu durumda öncelikle davacının vakfeden kişiyle aralarında kan bağını ıspatlaması veya bunun mümkün olmaması halinde kesinleşmiş mahkeme kararı ile daha önceden galle alan vakıf evlatlarından birisiyle akrabalık ilişkisinin yöntemince kanıtlanması gerekir. Bu konuda geçerli kanıtlar, davacının vakfedenle kan bağını gösteren nüfus kayıtları, kendilerinin mahkeme kararı ile galle fazlasına müstehak olduğunu gösteren vakıf evlatları ile irs ilişkisi içinde olduğunu belirleyen belgeler ve daha önce vakıftan galle fazlası alıyor ve bu husus bir defter ile belirlenmiş ise bu defterin dayanağını teşkil eden belgeler ve her türlü diğer maddi olgulardır.
Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında; mahkemece, tarafların göstereceği deliller toplanarak ilgili nüfus kayıtları ve mirasçılık belgeleri getirtilerek davacının vakıf kurucusuyla soybağının yöntemince ispat edilmesi, sonra da vakfiyede galle fazlası için öngörülen şartların davacının şahsında gerçekleştiğinin tespit edilmesi ve bu yönde gerektiğinde uzman bir bilirkişi raporu alınarak davacının vakıf evladı ve galleye müstehak olup olmadığı hususunda karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 05.04.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.