Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/13164 E. 2018/7705 K. 05.04.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13164
KARAR NO : 2018/7705
KARAR TARİHİ : 05.04.2018

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti, izin ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.04.2009 tarihinden 27.01.2010 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığını, mutfak şefi olduğunu, aylığının 3.200,00 TL olduğunu, haklı olarak işi bıraktığını ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, açılan davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalıya ait işyerinde çalışırken haksız olarak işi bıraktığı davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş hukukunda çalışma olgusunu ve hizmet süresini ispat yükü, bunu iddia eden işçiye düşer.
Çalışma olgusu her türlü delille kanıtlanabilir. Çalışmanın ispatı konusunda, SSK ve işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Özellikle iddia edilen çalışma döneminde SSK kayıtlarındaki işverenlerin araştırılması ve kayden görünen işverenlerle işçi arasında iş görme ediminin yerine getirilip getirilmediği, kaydın ne şekilde oluştuğu araştırılmalıdır.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Tanıklar belirli bir dönem çalışmışlarsa ve başkaca delil yok ise beyanlarının belirtikleri dönemle sınırlandırılması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davacının 01.04.2009 tarihinden itibaren kesintisiz şekilde davalı işyerinde çalıştığı iddia edilmiş, Mahkemece davacının işe giriş tarihi 26.05.2010 olarak kabul edilmiştir.
Dosya içeriği, davacıya ait SGK kayıtları, bilirkişi raporundaki tespitler ile tanık anlatımlarına göre, davacının 04.07.2009 tarihinde davalı işveren ile organik bağ içinde olduğu anlaşılan … Kebap Sanayi Şirketinde çalışmaya başladığı anlaşılmakta olup davacı bu tarihten önce davalı işyerinde çalıştığını kanıtlayamamıştır. Davalı vekili de bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davacının 04.07.2009 tarihinde davalı işverenin başka bir işyerinde çalışmaya başladığını beyan etmiştir. Buna göre, davacının 04.07.2009-02.06.2013 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı işverene ait işyerinde çalıştığı dikkate alınarak işçilik alacaklarının buna göre hesaplatılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır.
3-Taraflar arasında, işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi aylık ücretinin net 3.200,00 TL. olduğunu iddia etmiş, Mahkemece tanık beyanlarına itibarla davacının ücreti aylık net 2.860,00 TL. olarak kabul edilmiştir.
Mahkemece yapılan emsal ücret araştırmasında, davacının ücretinin aylık net 2.300,00 TL. olabileceği bildirilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile emsal ücret dikkate alındığında, davacının ücretinin aylık net 2.300,00 TL. olarak belirlenmesinin dosya kapsamına uygun düşeceği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının talep ettiği işçilik alacaklarının aylık net 2.300,00 TL. ücrete göre hesaplatılıp hüküm altına gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır.
4-İşverenin dava tarihinden önce temerrüde düşürülmesi durumunda, talep edilmek kaydı ile temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. Bunun dışında dava veya ıslah tarihlerinden itibaren talep edilen miktarlarla sınırlı olarak faize karar verilmelidir. Ayrıca, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır.
Davacı tarafından davalı işveren dava tarihinden önce 14.06.2013 tarihli ihtarname ile temerüde düşürülmüştür. Dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde ise, kıdem tazminatı dışındaki alacaklar için dava tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulduğu görülmüştür. Buna göre, kıdem tazminatı dışındaki alacak kalemlerine dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, temerrüt olgusu da atlanarak dava ve ıslah ayrımı yapılarak faize hükmedilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.