Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/10584 E. 2018/3118 K. 25.04.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10584
KARAR NO : 2018/3118
KARAR TARİHİ : 25.04.2018

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/06/2016 tarih ve 2014/327-2016/499 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Merkez Menkul Değerler A.Ş.’nde hesabı bulunduğunu, adı geçen aracı kurumun mevzuata aykırı olarak yatırımcıların izni ve muvaffakatı bulunmaksızın yatırımcılara ait hisse senetlerini davalı bankaya rehin vermesi ve karşılığında aldığı krediyi kendi hesabına kullanması sebebiyle SPK tarafından faaliyetlerinin geçici olarak durdurulup tedrici tasfiye sürecine alındığını, davalıda rehinli olan hisse senetlerinin iadesi istemiyle keşide edilen ihtarnameye davalının hisse senedi rehinlerinin usulüne uygun olduğu gerekçesiyle red cevabı verdiğini, ancak aracı kurumun hangi müşterisi adına kredi kullanacaksa ancak onun adına olan hisse senetlerini rehnedebileceğini, müvekkili adına kullanılmış bir kredinin bulunmadığını, bu nedenle davalının müvekkiline ait hisse senetlerini rehin tutmasının yasal olmadığını ileri sürerek davalı elindeki rehinli hisse senetlerinin aynen iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aracı kurum olan Merkez Menkul Değerler A.Ş.’nin müşterileri hesabına kullanılmak üzere müvekilinden kredi aldığını, rehin hususunda aracı kuruma yetki veren davacının bilgisi ve izni dışında hisse senetlerinin rehnedildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin iyi niyetle rehin hakkı kazandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, aracı kurumun faaliyetinin durdurulması üzerine davalıya müracaat ettiği, Yatırımcıları Koruma Fonunun davalı- karşı davacı olduğu … 36. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/103 Esas sayılı dosyasına da müdahale talebinde bulunduğu, mahkemece “davalı-karşı davacı yanında fer’i müdahale talebinde bulunanların dava açma ve talepte bulunma haklarının saklı tutulmasına” karar verildiği, hükmün kesinleştiği, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, kesinleşen karar doğrultusunda hisse senetlerinin davacıya iade edilmiş olması da dikkate alındığında, davacının hisse senetlerinin iadesi talebinde haklı olduğu, iade nedeniyle konusuz kalan davada davacı yan aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmeyeceği, Sermaye Piyasası Kanunu 46/B maddesi hükmü ve ilgili Yönetmelik gereğince tedrici tasfiye işlemlerinin Yatırımcıları Koruma Fonu tarafından resen yürütülmek durumunda olması ve bu kapsamda da hisse senetlerinin iade edilmiş olması karşısında davalı yanın da yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, aleyhlerine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, aracı kurum müşterisi olan davacıya ait hisse senetlerinin usulsüz şekilde rehnedildiği iddiasına dayalı hisse senetlerinin iadesi istemine ilişkin olup, yargılama devam ederken Yatırımcıları Koruma Fonu tarafından açılan davada, davacının hisse senetleri iade edildiğinden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve taraflarca yapılan yargılama giderlerinin tarafların üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 331/1. maddesi gereğince hakim, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir eder. Buna göre, Yatırımcıları Koruma Fonu tarafından açılan ve … (Kapatılan) 36. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada, davacıya ait hisse senetlerinin iadesine karar verildiği gözetildiğinde dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta ve rehinli hisse senetlerinin kendisine iadesini talep etmekte haklı olduğu nazara alınarak davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması ve kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına vekalet ücretine hükmolunması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, …/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.