YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8926
KARAR NO : 2018/3127
KARAR TARİHİ : 25.04.2018
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/…/2015 tarih ve 2013/420-2015/794 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin … Şirketindeki hisselerini davalıya devrettiğini, bu husus ile ilgili olarak 09/08/2008 tarihinden hisse devrine ilişkin protokol yaptıklarını, … aleyhine açılan ve derdest olan davalara istinaden hisse devir bedelinden 100.000 USD’ nin mahsup edildiğini bu miktarın nakdi teminat olarak tutulduğunu, %… hisse oranına tekabül eden ….000 USD’nin kendisine ödenmediğini protokol gereğince protokol tarihinden itibaren … ay boyunca teminat olarak verilen nakdin davalının uhdesinde kalması hususunda anlaştıklarını, bu hususla ilgili olarak … …. Noterliğinden …/06/2009 tarihinde ihtarname çektiklerini ancak ihtarnamenin tebliğ edilmediğini, çeşitli vasıtalarla talebini iletmek istemesine rağmen bu hususta talebin iletilmediğini, bununla ilgili olarak …. Noterliğinin 03/01/2013 tarihli ihtarnamesi ile hisse devir bedelinden kalan ….000 USD’nin ödenmesini protokol kapsamında yapılmış herhangi bir ödemenin olması durumunda ise buna ilişkin belgelerin tarafına gönderilmesini istediğini, 100.000 USD’nin davalı tarafın uhdesinde bırakıldığı hususunun davalının kendisine gönderdiği 14/01/2013 tarihli noter ihtarnamesi ile kabul ettiğini, ancak hiçbir belge göstermeden teminatın ödenmesini reddettiğini ileri sürerek ….000 USD’den protokol kapsamında mahsup edilecek miktarın taraflarına ödenmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; açılan davanın HMK 107/… maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası olduğu, dolar kurunun sabitlenmesi hususundaki davalı tarafın beyanının davacı tarafça kabul edilmediği, davalının bu hususla ilgili olarak iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının şirketteki hisselerini davalıya devretmesi nedeniyle hisse karşılığı olarak tutulan teminattan arta kalan alacağın tahsili amacıyla açılan alacak davasıdır. Dava belirsiz alacak davası olarak açılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK 107-1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Somut olayda dava dilekçesi ve ekindeki ihtarnamelerden davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının davacı tarafça bilinmekte olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
…- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, …/04/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dava dilekçesinde şimdilik kaydıyla 100 USD’nin tahsili talep edildikten sonra verilen ıslah dilekçesiyle dava değeri 7.745,88 USD’ye arttırılmıştır. Davalı tarafça ıslahla arttırılan kısma yönelik zamanaşımı def’inde bulunulmuş, daha sonra da cevap dilekçesindeki savunmasının ıslahı suretiyle de dava konusu alacağın tümü bakımından zamanaşımı def’i ileri sürülmüştür.
Mahkemece, davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesinin yerinde olmadığına dair çoğunluk görüşüne katılıyorum. Ancak, bu durumda hukuki nitelemenin HMK 109/1. maddesi gereği kısmi dava olarak nitelendirilerek, davanın bu niteliği itibariyle ıslah yoluyla ileri sürülen zamanaşımı def’i hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluk kararına katılamıyorum.