Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/832 E. 2018/8367 K. 24.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/832
KARAR NO : 2018/8367
KARAR TARİHİ : 24.10.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık …’nin Cumhuriyet Savcılığında vermiş olduğu ifadesinde suça konu çeki alışveriş yaptığı … Süt Ürünleri Gıda Limited Şirketinden aldıklarını, kendisinin As Yem şirketinin yetkilisi olduğunu, söz konusu çeki şirket olarak borçlarının bulunduğu Emin Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş’ ye ciro ederek verdiğini beyan etmesi, … Şirketinin yetkilisi …’ ın Cumhuriyet Savcılığında vermiş olduğu ifadesinde, As Yem şirketine 30,000 TL borcunun bulunduğunu, borç karşılığında As Yem şirketini kendi şirketine ortak ettiğini bildirdiği, ayrıca çekle ilgili herhangi bir men talimatı ile hırsızlık iddiasının bulunmadığı ve çek bedelinin de 30.000 TL olduğunun anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti açısından;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 tarih ve 80/98 sayılı kararında da açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği, rızanın açık veya zımni olabileceğinin belirtilmesi karşısında … Şirketinin sahibi ve yetkilisi olan …’ın duruşmaya çağrılıp dinlenilerek;
1)Sanığın bu çeki kendisinin bilgisi ve rızası dahilinde keşide ederek kullanılıp kullanmadığı,

2)Suça konu çekin As Yem Şirketi ile olan ortaklık öncesi mi sonrası mı keşide edildiğinin tespiti,
3)Çek belgesinin hangi nedenle veya hangi ticari ilişkiden dolayı keşide edildiğinin sorulması,
4)Çekin rızası dışında keşide edildiğini beyan etmesi durumunda ne şekilde elinden çıktığı ve bu konuda bir men talimatı, hırsızlık veya kayıp iddiası olup olmadığının tespiti ile sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 211. maddesinde öngörülen “bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturup oluşturmayacağının karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 Tarih 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.10.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.