Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2018/2611 E. 2018/7243 K. 26.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/2611
KARAR NO : 2018/7243
KARAR TARİHİ : 26.11.2018

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine

… 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/02/2018 günlü ve 2017/361 Esas, 2018/31 Karar sayılı ilamı ile nitelikli yağma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı, sanık … ve savunmanının CMK 272 ve müteakip maddeleri uyarınca İstinaf kanun yoluna başvurması üzerine; … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu verilen 02/05/2018 gün ve 2018/776 Esas, 2018/628 Karar sayılı “İstinaf başvurusunun esastan reddine” dair kararına karşı, sanık … savunmanınca usulüne uygun olarak açılan temyiz davası üzerine, temyiz dilekçelerinde hukuka aykırı olduğu ileri sürülen hususlar ile re’sen incelenmesi gereken konular CMK’nin 288 ve 289. maddeleri kapsamında incelenip görüşüldü;

1-) Mağdur, hukuk düzenince korunan, hakkı ihlal edilen, tabi veya hukuki kişidir. 5271 sayılı CMK’nunda mağdurların hakları konusunda yasal düzenlemeler getirilmiş. Mağdura bir takım haklar verilmiş. Bunlar ayrıcalık değil sadece daha önce sanığa tanınan haklardan mağdurların da yararlandırılması olgusudur. Mağdur kovuşturma ve soruşturma aşamalarının her birinde ve/veya tamamında kendisine barodan bir avukat atanmasını isteyebilir.

Suçtan zarar görmekle mağdurun davaya katılma hakkı doğmuştur. Davaya katılma hakkı olanın dava açma mecburiyeti olmadığı gibi davayı yürütme mecburiyeti olmaması neticesi katılma davasını her zaman geri alabilir.

Mağdur davaya katılma talebinde bulunup, kamu davasına katıldığında talebi halinde yine barodan kendisine bir Avukat görevlendirilir.

Mağdur; çocuk, sağır ve dilsiz, kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde Avukat görevlendirilmesi için istemi de aranmaz.(CMK. 239. madde)

Aile içi şiddet; genelde ”Fiziksel şiddet”, “Cinsel şiddet”, “Duygusal şiddet”; “Ekonomik istismar” olarak kategorilere ayrılır. Anayasanın 41. maddesi ailenin korunmasına yer verdiği gibi ailenin korunmasına yönelik Uluslararası belgeler ve mevzuat düzenlemeler vardır.
./..

Ailenin korunmasına dair kanun, Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanununda yer almıştır. TCK’de aile içi şiddet 82/1-d, 86/3-a, 102/3(c), 109/3 (e) maddelerinde yer almıştır. Ailenin korunması kanunuyla bir takım tedbirler alınmıştır. Önlemler arasında “Şiddete son verme”, “Ortamdan uzaklaştırma”, “Şiddet uygulayan aile bireylerini yaklaştırmama”, diğer aile bireylerinin eşyalarına zarar vermeme”, “Rahatsız etmemek” için koruyucu tedbirler ön görülmüştür.

Mal varlığına karşı işlenen suçlar içinde yer alan yağma suçları; 5237 sayılı TCK’nin 149 ile 150. maddelerinde düzenlenmiştir.

Yağma başkasının zilliyetliğinde taşınabilir malı zilliyetin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit kullanmak suretiyle almasıdır. Yağma suçunda bir çok hukuki değer korunmaktadır. Amaç suç; faydalanmak için malın alınması, araç suçlar ise cebir, tehdittir.

Yağma suçunda, suçtan yara aldığı düşünülen kamu yararından ziyade asıl zarar gören kişilerdir. Kanun koyucu bu nedenle yağma suçunun aile içi işlenmesi ile ilgili özel bir düzenlemeye yer vermemiştir.

6284 sayılı kanun gereği ayırt etme gücüne sahip bireyin lehine koruyucu ve/veya önleyici herhangi bir tedbir alınmayan durumlarda; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının aile içi işlenen yağma suçunda doğrudan ve/veya dolaylı bir zarar gören konumunda kabulü olanaklı bulunmadığı dikkate alınarak somut dosyamıza dönecek olursak;

Yerel mahkemenin 16/11/2017 tarihli tensip zaptının 7. maddesinde “İddianame ve duruşma gününün Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğüne tebliğine” karar verildiği, tebliğ üzerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin 07/12/2017 havale tarihli dilekçesi ile katılma talebinde bulunduğu ancak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının davaya katılma talebi ile ilgili yerel mahkemece herhangi bir karar verilmediği, mağdurların ve müştekilerin 13/12/2017 tarihli oturumda sanıktan şikeyetçi olmadıklarını beyan ettikleri de dikkate alındığında, Ailenin Koruması ve kadına şiddetin önlenmesi kanunu kapsamında bir koruma kararı bulunmayan ayırt etme gücüne sahip mağdurlara karşı gerçekleşen yağma suçunda; idarenin doğrudan ve/veya dolaylı olarak zarar gören sıfatının bulunmadığı,

Hal böyle olunca;

Katılma hakkı somut olayda bulunmayan Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nün davaya katılma taleplerinin kabulü kararı dahi verilmeksizin, sanık hakkında doğrudan ve/veya dolaylı olarak suçtan zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,

2-) 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nin 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması; buna göre de, sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis
./..

cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına; aynı Kanun’un 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1. maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu verilen 02/05/2018 gün ve 2018/776 Esas, 2018/628 Karar sayılı hükmünün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5271 sayılı CMK’nin 303/1-h maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ”Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili lehine sanıktan vekalet ücreti alınmasına” ilişkin bölümün çıkarılması ve hüküm fıkrasından TCK’nin 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına; aynı Kanun’un 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1. maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamasına” cümlesinin yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.