Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2016/7675 E. 2018/10809 K. 19.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7675
KARAR NO : 2018/10809
KARAR TARİHİ : 19.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, “…” isimli film projesinin Almanca altyazılı kopyasının satın alınması hususunda davalı şirket ile Bakanlık arasında 10.10.2011 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre filmin yerli film olarak kabulünün mümkün olması için davalı şirketin ortaklık oranının en az %51 olması gerektiğini, ancak filmde davalı şirketin %21 katılım payının söz konusu olduğunu, filmin bu şekli ile yerli film olarak kabul edilemeyeceğini beyanla, bu nedenle davalıya ödenen 11.800,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 11.800,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, dava dilekçesi ile 11.800,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadını talep etmiştir. Borçlar Kanununun 117. maddesine göre muaccel hale gelen bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur, ihtar mevcut değil ise dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faiz yürütülür. Bu durumda dosyada davalıya tebliğ edildiği kanıtlanmış olan ve usulünce hazırlanmış bir ihtar bulunduğundan davacının 16/12/2012 tarihinden itibaren temerrüde düştüğünün kabulü gerekeceğinden, mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereğince mahkeme kararının hüküm bölümünün 1. bendindeki cümlenin çıkarılarak yerine “11.800,00 TL’nin 16/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,”cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.