YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/10247
KARAR NO : 2018/16097
KARAR TARİHİ : 24.09.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Vesayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … dava dilekçesinde, annesi …’in vasisi olan …’in görevini gereği gibi yerine getirmediği, kiradaki üç adet taşınmazın kira sözleşmelerinin usulsüz olduğu gibi gereği gibi takip etmediğini, yapılan harcamaların bir kısmının usulsüz olduğunu, annesi kısıtlı Müyesser’in ölümü üzerine süresinde kesin hesabı mahkemeye sunmadığı gerekçeleri ile 11.877,00 TL alacak ile 5.282,18 TL temerrüt fazinin davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece TMK’nin 456. maddesine göre davalı vasinin vasilik görevinin 27.03.2008 tarihinde sona erdiği, görev yaptığı dönem itibari ile davacının her hangi bir maddi zararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 467. maddesi kapsamında vasinin sorumluluğuna dayalı alacak istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 467. maddesi gereği vasi görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla vesayet altındaki kişiye verdiği zarardan sorumlu olduğu, 489.madde gereği görevi sona eren vasinin, yönetimle ilgili son raporu ve kesin hesabı vesayet makamına vermekle yükümlü olduğu gibi; malvarlığını vesayet altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye teslim edilmek üzere hazır bulundurmak zorunda olduğu, 490.madde gereği, son rapor ve kesin hesabın, belli zamanlarda verilen rapor ve hesaplar gibi vesayet makamı tarafından incelenip, onaylanacağı, vasinin görevinin ise 491.madde gereği son rapor ve kesin hesap onaylandıktan ve malvarlığı vesayet altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye teslim edildikten sonra, vesayet makamınca sona erdiğine karar verileceği düzenlenmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, Isparta 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 09.03.2006 gün ve 2006/73-2006/303 sayılı kararı ile Müyesser Budak’a torunu … vasi atanmış, 23.10.2008 tarihinde ise vasilik kararı 2 yıl süre ile uzatılmış, kısıtlı Müyesser ise 24.05.2010 tarihinde yani vasilik uzatma süresi içinde öldüğü, vasi Yeşim, 31.01.2014 tarihli dilekçesi ile vesayet makamına kesin hesap raporu sunmuş, vesayet makamınca 14.03.2014 tarihli karar ile ; “…son rapor ve kesin hesabın kabule elverişli bulunmadığından reddine” karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Somut olay yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda değerlendirildiğinde vasinin görev süresinin 23.10.2008 tarihinde 2 yıl süre ile uzatıldığı yani kısıtlının 24.05.2010 olan ölüm tarihi itibari ile vasilik görevinin devam ettiği, kısıtlının ölümü ile vasiliğin kendiliğinden değil, kesin hesabın kabulü ile vesayet makamının kararı ile son bulacağı ve 14.03.2014 tarihli vesayet makamı kararı ile de kesin hesap reddedilmiş olduğu hususları da birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin kabulünün aksine vesayet görevinin 27.03.2008 tarihinde sona ermeyip devam ettiği anlaşıldığından vesayet dosyası getirtilerek, vasinin sunduğu hesap raporu ile davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar karşılaştırmalı olarak incelenmeli ve bu konuda hesap uzmanı bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu eksik inceleme ve yetersiz araştırma sonucu karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.