Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2018/4912 E. 2018/12907 K. 12.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4912
KARAR NO : 2018/12907
KARAR TARİHİ : 12.11.2018

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından kusur belirlemesi, davacı erkek lehine hükmedilen tazminatlar ve velayet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olmasına, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına göre davalının velayete ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
2-Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hükmün kapsamı” başlıklı 297/1-c maddesinde; tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin gösterileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Bir mahkeme kararının gerekçesi; o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar. Kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp, değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeler özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27/c ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Tüm bu açıklamar ışığında, somut olaya bakıldığında, mahkemece verilen ilk hüküm Dairemizin 25.04.2016 tarihli ilamı ile kusur belirlemesi ve velayet yönünden bozulması üzerine, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda verilen hükme esas gerekçede, “bozma ilamı öncesi yapılan yargılama ve ilk hükümde yapılan tespitler ışığında davalı eşin ağır kusurlu olması,davalının güven sarsıcı davranışı, sosyal ve ekonomik durumu nedeniyle hükmedilen manevi tazminat miktarının artırıldığı belirtilmiş, ancak gerekçede tarafların kusurlu davranışlarına ilişkin vakıalar açıklanmamış, başka bir deyişle gerekçede kusur tespiti yapılmamıştır. Mahkemece verilen ilk hüküm kusur belirlemesi yönünden bozulduğundan bozmadan sonra, verilen hükme esas gerekçede, tüm dosya kapsamı değerlendirilerek tarafların kusur durumuna ilişkin bir tespitin yapılması zorunludur. Bu itibarla gerekçe, kusur belirlemesi yönünden yeterli açıklıkta olmadığı gibi denetime de elverişli değildir. Gerekçesiz şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte açıklanan sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.11.2018 (Pzt.)