Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/17434 E. 2013/11396 K. 24.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17434
KARAR NO : 2013/11396
KARAR TARİHİ : 24.05.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

KARAR

Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ile davalılardan … mirasçıları vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1)Davalı … mirasçılarının temyiz itirazlarının yapılan incelemesi sonucunda; rücuen tazminine karar verilen meblağ kesinlik sınırında kalmaktadır. Zira 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 14.07.2004 gün ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2012 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m.427’deki temyiz (kesinlik) sınırını 1.690 TL olarak değiştirmiştir.
Somut olayda, yerel mahkemece, davalı aleyhine kabul edilen (1.032 TL) alacak tutarı yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğundan, anılan karara karşı temyiz yoluna baş vurulması hükmolunan miktar itibariyle mümkün değildir.
Bu sebeple davalı … mirasçılarının vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2- Davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda;
a) Dava; 12.03.2007 tarihli iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510
sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir. Anılan madde kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, davalılar; Kurumun rücu alacağından kusurları oranında sorumludurlar.
Dava konusu somut olay; 12.03.2007 günü davalılardan … yönetimindeki özel otomobil ile;… Makine Elektrik Tic.Ltd.Şti.de pazarlama elemanı olarak çalışan … ve aynı işyerinde bakım ustası olarak çalışan … yönetimdeki aracın çarpışması sonucu meydana geldiği anlaşılmaktadır.
00.09.2011 tarihli raporda, … %75,… %25 oranında kusurlu bulunmuş, mahkemece; söz konusu kusur raporu hükme esas alınmış olmasına rağmen olayda %25 oranında kusuru tespit edilen … yönünden davanın reddine karar verilmiş, sadece … açısından hüküm kurulmuştur.
Yasal düzenlemeler ışığında,… ve …’in kusurları oranında sorumlu tutulmaları gerekirken …’in %25 oranında kusurlu olduğu gözetilmeksizin hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
b) Davacı kurum tarafından, trafik-iş kazası sonucu yaralanmış olan sigortalıya yapılan tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik ödeneği davalılardan müteselsilen istenmiş olup, mahkemece hastane masrafı ile ilgili davanın konusuz kalması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Yasa Koyucu tarafından, 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 13.02.2011 tarih 6111 sayılı Yasanın 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı esası getirilmiştir.
6111 sayılı Kanunun, yayımı tarihinde yürürlüğe giren Geçici 1. maddesi ile de, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri, yine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı belirtilmiştir.
Tedavi giderleri kapsamında, sigorta şirketinin, Güvence Hesabının, sürücünün ve işletenin, zorunlu olarak sigorta teminatına bağlanması nedeniyle yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemenin yürürlüğe girmesi ile sona erdirilmiş bulunmaktadır.
Bu haktan, sigorta sözleşmesinin tarafı olan işleteni ve sürücülerin yararlanması gerekmekte olup, poliçe limiti kapsamında kalan tedavi giderleri nedeniyle sorumlulukları sona erecektir. Sigorta sözleşmesinin sağladığı teminattan yararlanmayanlar bu haktan yararlanamazlar. Ancak, zorunlu sigorta teminat tutarlarını aşan tedavi giderlerinin, zarara sebep olan veya hukuken sorumlu olanlar
tarafından karşılanacağı, bu kişiler yönünden poliçe limitini aşan kısım yönünden sorumluğun devam edeceği de kabul edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında mahkemece tedavi masrafları yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; kanun kapsamına geçici iş göremezlik ödeneğinin girmemesi nedeniyle söz konusu sigorta şirketinin ve diğer davalıların geçici iş göremezlik ödeneğinde sorumlu olduklarının gözetilmemiş olması isabetsizdir.
c)Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleri olup; mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Davacı Kurum, davada 506 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca istemde bulunduğu halde, sigortalının işe girişinin süresinde Kuruma bildirilip bildirilmediği yöntemince araştırılmamıştır.
506 sayılı Yasanın 10. maddesinde, “Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde Kuruma bildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır… Ancak, yukarıdaki fıkralarda belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile, gelir bağlanırsa bu gelirlerin 22’nci maddede sözü geçen tarifeye göre hesap edilecek sermaye değerleri tutarı, 26’ncı maddede yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 10. maddesine göre sorumluluğu; kusursuzluk ilkesine dayanır. İş kazasında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10.maddeye göre sorumlu tutulması gerekir.
İşverenin, 506 sayılı Yasanın 10. maddesine dayalı tazmin sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesi konusuna çözüm getiren, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 15.03.1995 T., 1994/800 E., 1995/166 K. sayılı ilamında “…Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği tazminat (tavan) miktarını önce kusur durumunu hiç gözetmeksizin belirlemek ve belirlenen tazminat miktarını geçmemek üzere davalının olaydaki kusursuzluğu dikkate alınarak Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uygulanarak varılacak sonuç uyarınca rücu alacağına hükmetme…” gereği öngörülmüş olup; işverenin sorumluluk sınırlarının belirlenmesinde, kendisinin kusurlu olup olmaması etkili bulunmakta, işverenin kusursuz bulunduğu durumlarda, ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı olarak ortaya çıkan tazminat tavanından, Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44. maddeleri uyarınca, % 50’den aşağı olmamak üzere indirim yapılarak, işverenin sorumlu olduğu tazminat tutarının belirlenmesi gerekmektedir.
İşverenin, 506 sayılı Kanunun 26. maddesi yanında 10. maddesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti halinde ise, işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek, hesaplanacak maddi tazminat miktarından, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50’sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.Mahkemece, 506 sayılı Yasanın 9 ve 10. maddeleri kapsamında, davalı … Makine Elektrik tic.Ltd.Şti. sorumluluğu irdelenmeksizin hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Mahkemece, açıklanan tüm bu maddi ve hukuki olgulara göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
S O N U Ç : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi .