Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/9176 E. 2018/20872 K. 19.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9176
KARAR NO : 2018/20872
KARAR TARİHİ : 19.11.2018

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı … Arıtma Tesisleri Daire Başkanlığında 01/07/1991 tarihinden emekli olduğu 01/04/2013 tarihine kadar çalıştığını, 14/04/2008 tarihinden itibaren davalı işyerinde yetkili olan sendikaya üye olduğunu, yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesinin 3. maddesinin 3. bendinde büro elamanlarının sözleşme kapsamı dışında olduğunun belirtildiğini ancak bu hükmün işyerinde genel olarak uygulanmadığını, fiilen büro işçisi olarak çalışmasına rağmen Toplu İş Sözleşmesinden yararlanan çok sayıda işçi olduğunu, işverenin bu hükme dayanarak keyfi uygulamaya gittiğini ve eşit konumdaki işçilere farklı muamelede bulunduğu, müvekkiliyle aynı durumda/statüde olan bazı işçilerin Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırıldığını ancak müvekkilinin bu haklardan hukuksuz olarak mahrum bırakıldığını ileri sürerek, eşit davranmama tazminatı ile ücret zammı farkı, sorumluluk zammı farkı, ikramiye farkı, hizmet yılı primi farkı, aile yardımı, çocuk yardımı, ölüm yardımı ve yıllık izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının büro işçisi olması sebebiyle 2011 yılına kadar TİS’den yararlanamayacağına dair hüküm olduğunu bu nedenle yararlanamadığını, talep edilen fark alacakların ödendiğini, eşit işlem borcuna aykırı davranılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraflar vekillerinin temyizi üzerine hüküm Dairemizin 01/11/2017 tarih ve 2017/6141 Esas, 2017/17234 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle, çalışan yada Sosyal Güvenlik Kurumundan geliri bulunan eş nedeniyle davacıya aile yardımı ödenemeyeceği belirtilerek davacının aile yardımı alacak talebinin reddi gerektiği, TİS’den doğan alacaklara ödenmesi gereken tarihten itibaren faiz talebinde bulunulması için borçluya ayrıca ihtarname çekerek temerrüde düşürülmesine gerek olmadığından, alacaklara TİS’e göre ödenmesi gereken tarihten itibaren en yüksek banka mevduat faizi yürütülmesi gerekirken, dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi ve son olarak hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hüküm fıkrasında gösterilmemesinin, hatalı olduğu belirtilmiştir.
D) Temyiz:
Bozma sonrası kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Karar başlığına dava tarihinin 17/10/2014 yerine 10/01/2018 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Bir önceki hüküm Dairemiz tarafından Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar için Toplu İş Sözleşmesine göre ödenmesi gereken tarih ve miktar belirtilerek, belirlenecek olan bu miktar ve tarihlerden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına rağmen, mahkemece bu kez de, miktarlar ayrıştırılmaksızın ve faiz başlangıç tarihleri, tarih olarak belirtilmeksizin “… TİS hükümlerine göre alacağın doğduğu her ayın 14’ünden itibaren işlemiş olan…” denilmek suretiyle infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkemenin bu şekilde faiz başlangıç tarihleri konusunda infazı olanaklı olmayacak şekilde hüküm kurması hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş, Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar bakımından alacak miktarı ve faizin başlayacağı tarih her ay için ayrı ayrı belirlenip buna göre faiz yürütmektir.
4- Ayrıca Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklı olmayan yıllık izin ve yasal ilave tediye alacak talepleri bakımından, dava ile istenen miktar bakımından dava, ıslah ile istenen miktar bakımından ise ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, bu alacaklara ilişkin faiz hükmünün “…TİS hükümlerine göre alacağın doğduğu her ayın 14’ünden itibaren…” şeklinde bu alacak türüne uygun olmayan şekilde kurulması da hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.