YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11400
KARAR NO : 2018/18319
KARAR TARİHİ : 07.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin 1680 ada 4 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, taşınmazın tasdikli imar projesi ve iskan raporu bulunmadığından kat mülkiyeti kurulamadığını, her paydaşa payı oranında bağımsız bölüm verilmediğini, açılan ortaklığın giderilmesi davasında … Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas, … karar sayılı ile ilamı ile taşınmazın bir bodrum, zemin ve 3 normal kattan oluştuğu, bodrum katta 6×7 ebatında 2 adet dükkan, zemin katta birbirine simetrik 2 adet mesken, diğer normal 3 katların her birinde de birbirine simetrik 2’şer adet toplam 6 daire bulunduğunun tespit edildiği, dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taşınmazda toplam 2 dükkan, 8 adet daire mevcut olduğunu, dava tarihine kadar müvekkilinin payına düşen kira bedellerinin kardeşi davalı tarafından alındığı ve müvekkiline verilmediğini, davalı ile yapılan görüşmelerden bugüne kadar hiçbir sonuç alınamadığını belirterek ıslah talebiyle birlikte 25.263,96 TL ecrimisil alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konu edilen bağımsız bölümlerin gelir getiren yerlerden olduğu dikkate alındığında dosya kapsamına göre intifadan men koşulunun gerçekleştiği, Yurttaş soyisimli kişilerin 3 kardeş olmaları nedeniyle hesaplamanın Yurttaş soyisimli kişilere düşen dairelerin 1/3 oranında yapılması gerektiği, bu nedenle ek bilirkişi raporunda herhangi bir hataya rastlanmadığı, 2, 3 ve 7 nolu dairelere yönelik kira bedellerinin davacı tarafından alınması sebebiyle bu dairelere ilişkin ecrimisil talep edemeyeceği ve bu hususun davalının yemini ile birleştiği, zemin katta bulunan 1 nolu dükkan ile 5 ve 8 nolu meskenler yönünden ise, davalının 03.03.2006 – 03.03.2011 tarihleri arasında 25.263,96 TL ecrimisil bedeline hak kazandığı gerekçeleriyle davanın ıslah talebiyle birlikte Kabulüne, 25.263,96 TL ecrimisil alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; müştemilatı havi bahçeli kargir apartman vasıflı çekişmeye konu 1680 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 64/384 payının davacıya, 64/384 payının ise davalıya ait olduğu, taraflar dışında çekişme konusu taşınmazda dava dışı paydaşların bulunduğu, mahallinde yapılan uygulama neticesinde, apartmanda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulu olmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı).
Somut olaya gelince; Davacı tarafından … Vergi Dairesine üç daireye yönelik 2004 ile 2010 yılları arası gelir vergisi beyannamesi verildiği, yargılama aşamasında da davacı vekilince bu yerlere ilişkin davalıya yemin teklifinde bulunulduğu, davalının da dava konusu taşınmaz ile ilgili 2, 3 ve 7 nolu dairelerin kira gelirlerinin davacı tarafından alındığına dair yemin ettiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki, mahkemece yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde bir araştırma ve değerlendirme yapılmış değildir.
Şöyle ki, mahkemece davacının 2, 3 ve 7 nolu dairelerin kira gelirlerini davacının aldığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bilindiği üzere paydaşlar arasındaki ecrimisil isteklerinde davacının çekişmesiz olarak kullandığı bölümlerin olması halinde davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Halbuki davacının belirtilen yerleri kullanıp kullanmadığı (veya faydalanıp faydalanmadığı) tam olarak tespit edilmiş değildir.
Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca çekişmeye konu taşınmazda taraflara tanıklarının isim ve adreslerini bildirmesi için süre ve imkan tanınması, bildirilmesi halinde, mahallinde yeniden keşif icra edilerek, tanıkların beyanlarının keşif mahallinde alınması, toplanacak delillere göre, çekişmeli bölümlerin davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığının tereddüte mahal bırakılmayacak şekilde belirlenmesi, davacının kullandığı ( veya faydalandığı) bölümlerin olması halinde davanın reddine karar verilmesi, aksi halde dosya kapsamında oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış hakta gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazı yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.