YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2682
KARAR NO : 2018/18479
KARAR TARİHİ : 12.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; 4/8 hissesi vekil edenine ait olan 2758 ada 17 parsel sayılı taşınmazı davalının dükkan olarak işgal ettiğini, davalı aleyhinde önceden … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/755 Esas sayılı dosya ile 1.5.2006-30.4.2007 tarihleri arası dönem için ecrimisile hükmedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 4/8 hissesi idareye ait taşınmazda 01.08.2008-31.07.2013 tarihleri arası toplam 21.501 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren dönem sonları itibariyle ayrı ayrı kademeli kanuni faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı,daha önce kiracı olduğu taşınmazda sonradan hissedar olduğunu ve istenilen ecrimisilin de fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 9.482,53 TL ecrimisil bedelinin dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 2758 ada 17 parsel sayılı 2.50 m2 kargir dükkanın 768/6144 hisse ile davalı adına,4/8 hissesinin Harameyn ve Ayasofya Vakıfları adına kayıtlı olup dava dışı başkaca paydaşlarının da bulunduğu tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 günlü ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK’nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz için ilk olarak…Sulh Hukuk Mahkemesi’nin … Esas ve 2007/144 Karar sayılı dosyası ile 01.01.2001-30.04.2006 tarihleri arası ecrimisil istemi ile dava açılmış ve mahkemece 4.640,00 TL ecrimisile hükmedilmiştir. Daha sonra …Sulh Hukuk Mahkemesi’nin… Esas ve 2008/132 Karar sayılı dosyası ile 01.05.2006-30.04.2007 tarihleri arası ecrimisil istemi ile açılan davada,önceki dönem için belirlenen ecrimisil bedeli dikkate alınarak ecrimisile hükmedilmiştir. Eldeki davada mahkemece 2007/755 Esas ve 2008/132 Karar sayılı dosyada belirlenen son dönem ecrimisil bedeli üzerinden ÜFE ile artırım yapılarak ecrimisil hesabı yapılmış ise de;dava konusu taşınmaz için ilk ecrimisil istemi 01.01.2001-30.04.2006 tarihleri arasına ilişkin olup bu tarihten itibaren devam eden davalarda 11 yıl önce belirlenen ecrimisil miktarı güncelliğini yitirmiş, güncelliğini ve geçerliliğini yitiren bu ecrimisil miktarı üzerinden ÜFE oranında artış yapılarak ecrimisil hesaplanması doğru görülmemiştir.
Hâl böyle olunca, yukarıda belirlenen ilkeler ve açıklanan olgular çerçevesinde ecrimisil hesabı yönünden yeniden inceleme ve araştırma yapılması gerekirken bu hususların göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekilinin yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüne, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.