Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/5385 E. 2013/5377 K. 19.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5385
KARAR NO : 2013/5377
KARAR TARİHİ : 19.03.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 49. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.12.201 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı … tarafından sigortalı olan müvekkili şirkete ait işyerinde, ….12.2008 tarihinde çıkan yangında müvekkili şirketin çok büyük zarara uğradığını, davalı … şirketinin müvekkilini geçikmiş kısmi ödemelerle oyalayarak zararın tamamının tazminine yanaşmadığını, daha önce 14 ülkeye ihracat yapan müvekkili şirketin, sigorta tazminatının ödenmemesi nedeniyle maddi sıkıntıya düştüğünü, hakkında başlatılan icra takipleri nedeniyle vekalet ücreti ve faizler ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin iflas sürecine girdiğini, munzam zararının davalı tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminat ile mağdur olan müvekkili şirket yetkilileri için de 25.000’er TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların …Ticaret Mahkemesinde açılan davadan sulh protokolü ile feragat ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı firma, 2008 yılında meydana gelen yangın nedeniyle açtığı davadaki talebi ile ilgili olarak 18.11.2009 tarihinde sulh ve feragat protokolü imzaladığı, sözleşmede belirtilen şartın (ödeme) gerçekleşmesi nedeniyle 18.11.2009 tarihi itibariyle dava konusu olayla ilgili tüm haklardan feragat ettiği, davalıyı ibra ettiği, bu tarihten önceki zararlar yönünden davalı ibra edildiğine, bu tarihten sonra protokol hükümlerine göre yapılması gereken ve yapılan ödemenin de geç yapıldığı iddia edilmediğine göre munzam zararın oluşmadığı, şirket ortaklarının üçüncü kişilerin şirkete verdiği zararlar nedeniyle doğrudan talepte bulunamayacakları, gerçek kişi davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
…- Dava, işyeri sigortasından kaynaklanan munzam zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçesine dayanak 18.11.2009 tarihli Sulh ve Feragat Protokolü “İş bu protokol, …Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/240 esas sayılı dosyası ile ilgili olarak” ifadelerini barındırmakla, söz konusu Sulh ve Feragat Protokolünün açıkca …Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/140 esas sayılı dosyasına ilişkin olduğu, ilişkin olduğu dosyanın incelenmesinde ise, davacı tarafın, davalı … şirketinden işyerinde meydana gelen yangın nedeniyle tazminat ve faiz isteminde bulunduğu anlaşılmakta olup, adı geçen dava dosyasında munzam zarar dava konusu değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulanan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi “Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü haiz olup, munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Munzam zarar borcunun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğramasıdır. Alacağın temerrüde uğraması, esas alacağın kaynaklandığı hukuki işlem ve olaydan ayrı ve farklı bir hukuki sebep teşkil etmektedir. Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. (Dairemizin 2012/275 esas-2013/759 karar sayılı kararı) BK 105. maddesinde düzenlenen munzam zarar, borçlunun mütemerrit olması durumunda, alacaklının, temerrüt faiziyle karşılanmayan ve temerrüt faizini aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Bu durumda, …Asliye Ticaret Mahkamesi’nin 2009/240 esas sayılı dosyası için ve o dosyada dava konusu olan sigorta tazminatı ve faizine ilişkin olarak düzenlenen Sulh ve Feragat Protokolünün munzam zarar alacağını kapsamadığı değerlendirilerek, davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (…) numarılı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.