Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2014/7069 E. 2015/29836 K. 23.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7069
KARAR NO : 2015/29836
KARAR TARİHİ : 23.03.2015

Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkında Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesi’nce 05.05.2011 tarihinde 2010/1983 esas ve 2011/806 karar sayı ile verilen mahkûmiyet hükmü ile aynı Mahkemece 12.11.2012 tarihinde 2012/58 esas ve 2012/2384 karar sayı ile verilen mahkûmiyet hükmünün kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 23.06.2014 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İncelenen dosyadan;
a) Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesi’nce 05.05.2011 tarihinde 2010/1983 esas ve 2011/806 karar sayı ile sanık …’in TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca aynı Kanunun 191/2. maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmolunduğu,
b) Hükmün infazı sırasında, Bakırköy Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü’nce sanığın tedbirin gereklerini yerine getirmediğinin bildirilmesi üzerine, Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesi’nce 12.11.2012 tarihinde 2012/58 esas ve 2012/2384 karar sayı ile sanığın TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca aynı Kanunun 191/2. maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmolunduğu,
Anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında;
«I- Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/05/2011 tarihli ve 2010/1983 esas, 2011/806 sayılı kararına yönelik incelemede;
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 31/03/2014 tarihli ve 2014/905 esas, 2014/2216 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan yapılan yargılama sonucunda, mahkeme takdir hakkını kullanarak seçebileceği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin 1,2 ve 6. fıkralarında yer alan üç seçenekten birini seçerken gerekçe göstermek zorunda olduğu, ayrıca kanuna aykırı olan veya kendi içinde çelişen bir gerekçenin gerekçe sayılamayacağı cihetle, somut olayda kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğu kabul edilen sanık hakkında her hangi bir gerekçe gösterilmeden hapis cezası ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesinde,
II- Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 12/11/2012 tarihli ve 2012/58 esas, 2012/2384 sayılı kararma yönelik incelemede,
1- Dosya kapsamına göre, (I) Numaralı bentte bahsi geçen Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/05/2011 tarihli ve 2010/1983 esas, 2011/806 sayılı kararının infazı sırasında denetimli serbestlik müdürlüğünce sanığa tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmesi için çağrı kağıdı gönderildiği, çağrı kağıdının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesini müteakip sanığın çağrıya uymadığından bahisle ihbarda bulunulması üzerine mahkemece yeni bir esasa kayden tekrar yargılamaya başlanıldığı ve bu yargılama sonucunda sanık hakkında yeniden hapis cezası ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği anlaşılmakla, tebliğ tarihinde
yürürlükte bulunan 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Kanun’un 35/2. maddesinde yer alan “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır şeklinde karşısında, öncelikle sanığın dosya kapsamında bilinen son adresi ve adres kayıt sitemindeki adresin tespiti ile bu adrese anılan Kanun’un 21.maddesine göre bu şekilde tebliğ mümkün olmaması halinde 35. maddesine göre yapılması gerektiği cihetle denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatın geçersiz olduğu gözetilmeden karar verilmesinde,
2- Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmediği ihbar edilen sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/7. maddesinde yer alan “Kişinin mahkûm olduğu ceza, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde, infaz edilmiş sayılır; aksi takdirde, derhal infaz edilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak yeniden bir yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında.
İsabet görülmemiştir.» denilerek, belirtilen kararlarının bozulması istenmiştir.
Sanığın yüzüne karşı verilen incelemeye konu hükümlerde, kanun yoluna başvuru süresinin “tefhimden itibaren” yerine, yanıltıcı biçimde “tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren” başlayacağının belirtilmesi nedeniyle hükümlerin kesinleşmediği, yasadaki tüm hususlar yazılarak hükümlerin sanığa tebliğ edilmesinin gerektiği anlaşıldığından; 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin (1). fıkrası uyarınca ancak temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ya da hükümler hakkında kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi karşısında; yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin bu aşamada REDDİNE, dosyanın Mahkemesine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 23.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.