YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16238
KARAR NO : 2018/18332
KARAR TARİHİ : 08.11.2018
MAHKEMESİ : Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, evlilik birliği içinde edinilen 6796 ada 14 parselde bulunan 6 numaralı bağımsız bölümün edinilmiş mal olduğunu, davacının evlilik birliğinin kurulmasından beri çalıştığını ve edinilmiş mallara en az davalı kadar katkıda bulunduğunu ileri sürerek mal rejiminin tasfiyesi ile 50.000,00 TL alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı …, kişisel malı olan 19 nolu bağımsız bölümün satışından elde ettiği para ile dava konusu taşınmazı aldığını, satış bedelini … yatırdığını ve taşınmazı satın alırken parayı çektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının kişisel malını satarak dava konusu taşınmazı satın aldığı, dava konusu taşınmazın edinilmesinde davacının katkısı olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad. 229) ve denkleştirmeden (TMK mad. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad. 236/1). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad. 222).
4721 sayılı TMK’nin “kişisel malları” düzenleyen 220.maddesinin 2. bendine göre, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerleri kişisel mal kabul edilir. Aynı maddenin 4. bendine göre de, kişisel mallar yerine geçen değerlerde kişisel mal sayılır (ikame kuralı). Bu kanuni düzenlemelere göre, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malın satışından elde edilen gelir ve bu gelir kullanılarak edinilen malvarlığı da kişisel mal sayılır.
Bu yönde iddianın bulunması durumunda yapılacak iş; öncelikle, iddia ve savunma çerçevesinde mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan dava dışı taşınmazın ve dava konusu taşınmazın devir tarihleriyle birlikte önceki malik veya maliklerini de gösterir tapu kayıtları ile gerek görülmesi durumunda banka kayıtları bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilerek dosya arasına konulmalıdır.
Her iki taşınmazın el değiştirme tarihlerinin yakınlığı, öncelik-sonralık ilişkisi, alım-satım değerleri vs göz önünde bulundurularak, toplanan/toplanacak diğer tüm delillerle birlikte tartışılıp değerlendirilerek kurulacak hükme esas alınır.
Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan taşınmazın satışından elde edilen gelirin dava konusu taşınmazın alımında kullanıldığının anlaşılması durumunda, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan taşınmazın satış, dava konusu taşınmazın ise alış tarihindeki değerleri ayrı ayrı belirlenerek, yapılan katkı oranı tespit edilmeye çalışılmalıdır. Bulunacak katkı oranı, dava konusu taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın tarih) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılarak kişisel maldan, tasfiyeye konu mala yapılan katkı nedeniyle, doğacak alacak miktarı hesaplanmalıdır.
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olayda; eşler, 26.06.1992 tarihinde evlenmiş, 15.05.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 26.05.2014 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM mad. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa mad. 10, TMK mad. 202/1). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad. 179).
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, davacı taraf dava konusu 6796 ada 14 parselde bulunan 6 numaralı bağımsız bölümün edinilmiş mal olduğunu iddia etmiş, davalı tarafın 8546 ada 1 parselde bulunan 19 numaralı bağımsız bölümün satışından elde edilen para ile dava konusu bağımsız bölümün satın alındığını savunmasına karşılık, yargılama aşamasında, ikame taşınmaz 8546 ada 1 parselde bulunan 19 numaralı bağımsız bölümün edinilmesine çalışarak ve ziynetleri ile katkıda bulunduğunu ileri sürmüştür. Dava konusu taşınmazın alımında, 8546 ada 1 parselde bulunan 19 numaralı bağımsız bölümün kullanıldığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. 8546 ada 1 parselde bulunan 19 numaralı bağımsız bölümün evlilik birliği içinde 24.06.1996 tarihinde satın alındığı ve davacı tarafından söz konusu taşınmazın edinilmesine çalışarak ve ziynetleri ile katkıda bulunduğu ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu hususun açıklığa kavuşturulması, 19 numaralı bölümün satış değerinin, 6 numaralı bağımsız bölümün alım değerini tümüyle karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi, karşılanmayan kısım olduğu takdirde bu kısmın edinilmiş mal sayılacağının düşünülmesi, ayrıca 19 numaralı bağımsız bölümün alımında davacı tarafın çalışarak ve ziynetlerle katkı iddiasının araştırılması, tespiti halinde dava konusu taşınmazın alımında kullanılması sebebiyle davacı lehine değer artış payı alacağı da dikkate alınarak, sonucuna göre davacının alacak isteği yönünden bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.