YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13134
KARAR NO : 2018/18393
KARAR TARİHİ : 08.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu, 112 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında acele kamulaştırma kararından sonra bölünen 112 ada 2 parsel sayılı 999.19 m2’lik taşınmazda vekil edenleri … ve …’ün 1/4’er hissesi olduğunu, kalan hissenin ise davalılara ait olduğunu, taşınmazda ev, ahır ve diğer müştemilatların olduğunu, bu muhdesatların tamamının vekil edenleri tarafından yapılıp davalıların katkılarının olmadığını, acele kamulaştırma bedelinin muhdesat sahiplerine ödenmesi gerektiğini belirterek 112 ada 2 parsel sayılı ev, ahır ve diğer müştemilatların vekil edenlerine ait olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile 112 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı 2 adet ev ile tek katlı ahırın davacılar Halil oğlu …,…,…’e ait olduklarının tespitine, tapu kaydına bu tespitin şerh olarak yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
1-Dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu 112 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 1996 yılında yapılan kadastro tespitinde, dava konusu muhdesatları da içerecek şekilde 2 katlı 2 ev, ahır ve arsası niteliği ile …, ve … adlarına 1/3’er payla tespit edildiği, tutanağın 25.07.1997 tarihinde kesinleşmesi ile tapu kaydının oluştuğu anlaşılmıştır. Dava konusu yapılan muhdesatlar taşınmazın arzı ile birlikte davacılara ait olduğu kesinleşen tutanakla belirlenmiş olup eldeki davada kadastro öncesi nedene dayanılmadığına göre, uyuşmazlığın 112 ada 2 parselin ifraz ve tevhit sonrası davalıların dava konusu taşınmazda pay sahibi olmaları ve sonrasında kamulaştırma yapılmasından kaynaklandığından tespit sonrası neden yönünden yapılan incelemede dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı … vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Beyanlar” başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü’nün 60.maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Söz konusu yasal düzenlemelere göre, her beyanın tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilebilmesi mümkün değildir. Bunun için, Türk Medeni Kanunu’nda ya da özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmiş olması veya Tapu Sicil Tüzüğü’nde bir düzenleme yapılmış olması gerekir. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez.
Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen, taşınmazın heyelan bölgesinde kalması (mad. 710), geçit hakkı(mad. 748), toprağın iyileştirilmesi (mad. 755), eklentiler (mad. 1012/1) ile özel yasalar arasındaki 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 41.maddesi, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun değişik 7. maddesi, 3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesi, 3621 Sayılı Kıyı Kanunu’nun 12. maddesi, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 22. maddesi, 2981 Sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak bazı işlemleri düzenleyen yasa uyarınca hak sahibine tahsis beyanları, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 15. maddesi, 2924 Sayılı Orman Köylüsünün Desteklenmesine Dair Kanunu’nun 7. maddesi ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/II. maddesi tapunun beyanlar sütununa şerh verilmesine imkan veren yasal düzenlemelerden bir kısmıdır.
Somut olay, tapunun beyanlar sütununa tescile imkanı veren yasal düzenlemelerden hiçbirine uymamaktadır. Bu nedenle, Mahkemece, tespit hükmü verilmekle yetinilmesi gerekirken, tapu malik hanesine bu şekilde şerh düşülmesine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’un Ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2) bentte açıklanan nedenlerle haklı görüldüğünden; temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının birinci bendindeki “…,tapu kaydına bu tespitin şerh olarak yazılmasına ”, ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, Davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.