Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/14183 E. 2018/18199 K. 06.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14183
KARAR NO : 2018/18199
KARAR TARİHİ : 06.11.2018

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde;…parsel sayılı taşınmaz malikleri …,… oğlu … kayyım tayin edilmesini istemiş, mahkemece 13.05.2013 tarihli davanın reddine dair kararın Yargıtay 18. (Kapatılan) Hukuk Dairesi’nin 17.03.2014 tarih ve … Esas 2014-4710 Karar sayılı ilamı ile ” Dava, 3561 sayılı Kanuna dayalı olarak açılan kayyım atanması istemine ilişkindir. Anılan Kanunun amacı 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere; mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” biçiminde açıklanmıştır. Anılan Kanunun 2. maddesinde ise “22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.” hükmü öngörülmüştür. Bu durumda mahkemece, konuya ilişkin kanun hükümleri ve kanunun amacı da gözetilerek dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavül kayıtları ve dayanak belgelerinin tapu müdürlüğünden, vergi kaydıyla ilgili bilgi ve belgelerin belediye başkanlığından ve vergi dairesi müdürlüğünden getirtilip kayıt ve belgelerde kimlik bilgilerinin bulunması halinde nüfus müdürlüğünden ilgililerin nüfus aile kayıtlarının getirtilerek tapu kaydı malikleriyle irtibatı araştırılması, varsa mirasçılara ilişkin veraset belgelerinin istenilmesi ve toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden …10 parseldeki taşınmazda … Gürleyik’in hissedar oldukları, bu kişilerin sağ olup olmadıkları, ölü iseler mirasçılarının bulunup bulunmadığı bilinmediğinden Hazinenin hak ve menfaatlerinin korunması için adı geçen kişilere 3561 sayılı Yasa uyarınca … Defterdarının kayyım atanmasının istendiği, 1956 ve 1968 tarihli resmi senet suretlerinin bulunduğu, …,… kimlik bilgilerinin UYAP ortamında yer almadığı, dosyada ilgili kişiler hakkında başkaca bir bilginin bulunmadığı, bu nedenle taşınmaz hissedarları …,…sağ olup olmadıkları, ölü iseler mirasçılarının bulunup bulunmadığının belli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davaya konu taşınmaz malikleri hakkında yukarıda değinilen hususlarda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan mahkemece adı geçenlerin kimliklerine ulaşıldığı, mirasçılarının tespit edilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi” doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.. Mahkemece bozmaya uyularak mahkemece … yönünden davanın kabulü ile… defterdarının kayyım olarak atanmasına, … açısından kimlik bilgileri belli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de gerekleri yerine getirilmemiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; tapu kaydı maliki … ile mahkeme gerekçesine esas nüfus kaydında belirtilen Ataullah oğlu …’in dosyada bulunan satış akit tablosu ve tapu kayıtlarına göre aynı kişiler olduğunu söylemek mümkün olmayıp ayrıca irtibatlandırma yapılmamıştır. O halde, tapu maliki ile nüfus kaydındaki kişinin aynı kişi olup olmadığı hususunda duraksamalar oluştuğundan, tapu kaydında yer alan malik Ataullah oğlu … de kayyım atanması gerekirken bu kişi yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı kurum vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 06.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.