YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3574
KARAR NO : 2018/18616
KARAR TARİHİ : 14.11.2018
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini, müvekkilinin 15/06/2007 tarihinden beri haciz yerinde faaliyet gösterdiğini, borçlu ile ilgilerinin olmadığını ileri sürerek, istihkak davasının kabulünü ve tüm eşyalar üzerindeki haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, 3. kişi ile borçlunun alacaklıdan mal kaçırmaya çalıştıklarını, muvazaalı işlemler yapıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı şirket ile borçlu şirketin faaliyet alanları aynı olup, haciz sırasında borçlu şirkete ait çok sayıda resmi evrak bulunduğu, SGK’ya bağlı olarak çalışan… fiilen borçlu şirkette çalıştığı halde primlerinin davacı 3. kişi şirket tarafından ödendiği, davacı şirket ile borçlu şirket arasında bağ bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Haciz 3. kişinin ticaret sicilde kayıtlı iş yeri adresinde yapılmış, ödeme emri bu adreste borçluya tebliğ edilmemiş, haciz sırasında borçlu hazır olmadığı gibi, haciz mahallinde borçluya ait belge bulunmakla birlikte, belgelerin güncel olmadığı görülmüştür. Öte yandan, davacı 3. kişi şirket borcun doğumundan çok önce kurulduğu gibi, borçlu ve 3. kişiye yöneltilen işçi-işveren ilişkisinden kaynaklı alacak davasında; SGK bildiriminin 3. kişi şirket üzerinden yapıldığı, davalıların birlikte hareket ettikleri veya aralarında organik bağ bulunduğuna ilişkin resmi bir kayıt bulunmadığı, fiili çalışmaya ilişkin herhangi bir tanık beyanı veya delil bulunmadığı tespit edilmiş, anılan karar Yargıtay incelemesinden geçmiştir.
Bu durumda, mülkiyet karinesi davacı 3. kişi lehine olup, davanın İİK mad. 96 gereğince 3. kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Davalı alacaklı, karinenin aksini ispatlayamamıştır.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.