YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/10996
KARAR NO : 2018/18638
KARAR TARİHİ : 14.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, üzerinde ahır bulunan müteveffa babasına ait 41 nolu parselin bir cephesinde anayol diğer cephesinde ise kadastro yolu bulunduğunu, kadastro yoluna davalının müdahale ederek kapatması nedeniyle taşınmazından faydalanamadığı gibi kısmende 41 nolu parsele tecavüz edildiğini belirterek tecavüzün men’ine ve taşınmaz üzerindeki yapıların kaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, öncelikle paylı mülkiyetin sona ermesi ve davacının payının tam olarak nereye isabet ettiğinin belirlenmesine müteakip var ise elatma halinde davacının davasının dinlenebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin ve kal’i istenen şeyin değeri toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Bilindiği üzere; Harçlar Kanunu, harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. 492 sayılı Kanunun 32. maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının müdahalen’in men’i ve kal istekleri yönünden harç yatırmaksızın dava açtığı ve yargılama sırasında harç ikmal edilmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece davacıdan dava değerini açıklattırılmasına müteakip peşin harcın ikmal edilmesi, daha sonra keşif sonucu belirlenecek dava değeri üzerinden var ise eksik harcın tamamlattırılması gerekirken davanın harçsız görülmesi sonucunu doğuracak şekilde işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir
Kabule göre de; davacı hissedar olduğu 41 nolu parsel ile köy boşluğu ve çıkmaz yola yönelik müdahalenin men’i ve kal talep ettiğine göre; dava konusu edilen yerlerin duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra, işin esası hakkında, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.