Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2017/2957 E. 2018/13113 K. 20.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2957
KARAR NO : 2018/13113
KARAR TARİHİ : 20.11.2018

MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 20.11.2018 günü temyiz eden davalı … vekili Av. … geldi. Karşı taraf davacı … ile vekili gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-İlk derece mahkemesi, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunu kabul ederek, tarafların boşanmaları ile davalı kadın yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) karar vermiş, davacı erkeğin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, görevli … Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi 10.02.2017 tarih 2017/127 esas – 2017/148 karar sayılı kararla; davalı kadının davaya yasal süresinde cevap vememesi sebebiyle davacı erkeğe kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı ve davalı kadına ilk derece mahkemesince yüklenen kusurlu davranışların kadın tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmayarak kesinleştiği gerekçesiyle mahkemenin erkek yönünden kabul ettiği kusurların gerekçeden çıkartılarak gerekçenin düzeltilmesine, böylece boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeğin kusurunun bulunmadığı ve davalı kadının tam kusurlu olduğu belirtilerek davacı kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne ilişkin hükmün kaldırılmasına, koşulları bulunmadığından davalı kadının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 129/1-d-e maddeleri gereğince, davalı savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar. Somut olayda; dava dilekçesi davalı kadına 06.05.2015 tarihinde tebliğ olunmuş, davalı kadın iki haftalık cevap dilekçesini verme süresi (HMK m. 127) geçtikten sonra 08.06.2015 tarihinde cevap dilekçesi sunarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. O halde; davalı kadının yasal süresinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin tarafların boşanmaya sebep olan kusurlu davranışlarının belirlenmesine ilişkin kararı doğrudur (HGK 20.04.2016 tarih, 2014/695 ve 2016/522 karar sayılı kararı).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141. maddesi gereğince; “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır” hükümlerini düzenlemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, davalı kadın ilk kez cevap dilekçesini verme süresi geçtikten sonra sunduğu dilekçe ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, usulüne uygun şekilde yapılmış bir ıslah işlemi bulunmadığı ve karşı tarafın açık muvafakatinin da olmadığı gözetildiğinde süresinde ileri sürülmeyen bu talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm oluşturacak şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekir ise de; bu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanmasına (HMK m. 370/2) karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2.bentte gösterilen sebeple temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3. bendinin hükümden tamamen çıkarılması ile yerine ” İlk derece mahkemesi kararının davalı kadın yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminata ilişkin 5. ve 6. bentlerin KALDIRILMASINA, yerine 5. bent olarak; Davalı kadının maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 6. bent olarak ise; Davalı kadının manevi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına” cümlelerinin yazılmasına, … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 10.02.2017 tarih 2017/127 esas – 2017/148 karar sayılı kararının tazminatlara ilişkin kararının bu şekilde DÜZELTİLEREK, davalının kusur belirlemesine ilişkin temyiz itirazlarının ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1630 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 20.11.2018 (Salı)