YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6015
KARAR NO : 2018/15805
KARAR TARİHİ : 17.09.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine bir kısım davalılar yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, 2010/275 Esas ve 2014/247 Karar sayılı asıl dava dosyasında; kök muris …… Bazodan kendilerine intikal etmiş olan ve adlarına kayıtlı 787 ve 336 parsellere paydaşların bilgisi dışında davalı …’nın el attığını ve işgale devam ettiğini, bu nedenle davalı …’nın taşınmazlara elatmasının önlenmesini talep etmiş olup, ecrimisile ilişkin talep ve dava hakkını saklı tutmuştur. Birleşen 2012/141 Esas ve 2013/240 Karar sayılı dosyada ise; davacılar, 787 ve 336 parsellere davalılar tarafından el atmak suretiyle ve kiraya vermiş olmaları nedeniyle 2010-2011 dönemi için belirsiz dava olarak 10.000TL ecrimisilin faiziyle birlikte …, … ve … isimli davalılardan tahsilini, yine … ve … tarafından geriye doğru 5 yıl kiraya vermiş olduklarını beyan ettiklerinden ve beyanları sabit olduğundan şimdilik 5000TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalılar … ve …’dan tahsilini talep etmiştir. Bir kısım davacılar davalarını atiye bırakmıştır.
Davalı … 22.04.2011 tarihli duruşmadaki beyanında; dava konusu her iki taşınmazın tamamını 1 yıllığına kiraladığını belirterek kira sözleşmesinin aslını sunmuş olup sözleşmenin süresinin 2011 yılının 10. ayında mahsul hasadında biteceğini belirtmiştir.
Davalılar … ve … ise; asıl davada davaya davalı yanında fer’i müdahil olmuşlar ve bir kısım davacıların hissedar olmadıklarını, bir kısmının ise ölmüş olduklarını ve vekalet vermelerinin mümkün olmadığını belirtmiş olup dava konusu taşınmazlara ilişkin rızai taksim yapıldığını, bu taksimin mülkiyet amaçlı değil kullanım amaçlı yapıldığını, bu taksimle murisleri …… Bazo’ya verildiğini 2001 yılında vefatıyla varisi olarak kendilerinin kiraya verdiğini, 2010 yılı için de …’ya kiraya verdiklerini ve kira bedelini aldıklarını, kira kontratının doğru olduğunu beyan etmişlerdir. Birleşen dava da ise dava konusu taşınmazların kök muris …’nun vefatından sonra babaları …… Bazo’ya verildiğini, onun 2001 yılında vefatıyla anneleri … tarafından kiralandığını 2009 da annelerinin de vefatıyla kardeşlerinin de başka şehirde olmaları nedeniyle davalılar …… ve … tarafından Diğer davalı …’ya kiralandığını, … tarafından ise kira bedelinin tamamının ödendiğini ve kardeşler arasında paylaştırıldığını, kardeşleri Aydın ve Solmaz Bazo tarafından da daha önce başka başka kişilere taşınmazların kiraya verildiğini, bir kısım davacıların hissedar olmadığını tekrarla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; asıl dava yönünden dava konusu taşınmazların paydaş olan … ve …’dan 2010-2011 dönemi için kiralandığı, bu sözleşmenin davalı … kabulünde de olduğu, ancak yapılan kira sözleşmesinin pay ve paydaş çokluğu sağlanmadan yapıldığından geçersiz olduğunu, davalının beyanı ve keşif doğrultusunda davalı müdahalesi sabit olduğundan müdahalenin men’ine karar vermek gerektiği, birleşen dosya yönünden ise davalılar …… ve …’nun dava konusu taşınmazları …’ya kiraya verdikleri sabit olmakla 2010 yılına ait ecrimisil değeri baz alınarak 22.12.2011 tarihli ihtarname tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi gerektiği, 5 yıllık geriye dönük talep yönünden ise intifadan men koşulu oluşmadığı ve salt ikrar ile daha önce kiraya verdiklerini beyan etmekle geriye dönük 5 yıllık ecrimisil istenemeyecekleri gerekçesiyle Davacılar tarafından davalılar … …………… Eroğlu aleyhine açmış oldukları davayı atiye bırakmaları nedeniyle bu davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddiyle isim isim ve pay pay belirtilen ecrimisil miktarlarının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, asıl dava yönünden davanın kabulü ile davalı …’nın dava konusu 787 ve 336 parsellere müdahalesinin men’ine karar verilmiştir. Hüküm … tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava; 2010/275 Esas ve 2014/ 247 Karar sayılı asıl dava yönünden elatmanın önlenmesine, 2012/141 Esas ve 2013/ 240 Karar sayılı birleşen dava yönünden ise ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davalı … tarafından yapılan temyiz itirazında ; davalının temyiz dilekçesinin içeriğine göre davalı … kendisine karşı açılan elatmanın önlenmesi davasının hukuki dayanağının olmadığını, 22.04.2011 tarihli beyanında taşınmazı kiraladığını ve 2011 yılının 10. ayında müdahalesinin bittiğini, dava karara bağlanmadan önce yapılan keşifte de taşınmazların kendisi tarafından bir müdahalesi olmadığının tespit edildiğini, davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, keşiften 2 sene önce taşınmazı terk ettiğini belirterek elatmanın önlenmesi davası yönünden davayı temyiz ettiği anlaşılmış olup temyizle sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava 07.12.2010 tarihinde açılmış olup davalı …’nın dava konusu taşınmazlarda hissesi olmadığı tespit edilmiştir. Davalı … tarafından 22.04.2011 tarihli duruşmadaki beyanında da; dava konusu her iki taşınmazın tamamını 1 yıllığına kiraladığı belirtilerek kira sözleşmesinin aslı sunulmuş ve sözleşmenin süresinin 2011 yılının 10. ayında mahsul hasadında biteceği belirtilmiştir. Yine dosyaya sunulan kira sözleşmesinde; kira sözleşmesi başlangıç tarihi 04.10.2010 tarihi olup 336 ve 787 parsel sayılı taşınmazlar 1 yıllığına , fıstık ekmek şartıyla … ve … tarafından …’ya kiraya verilmiştir. Mahkemenin yapılan kira sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin gerekçeli kararında yapmış olduğu açıklamalarda bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte dava açıldığı tarihte davalı …’nın dava konusu taşınmazlara müdahalesinin olduğu dosya kapsamında sabittir. Ancak davalılardan … tarafından 18.10.2011 tarihinde verilen dilekçede 25.10.2011 tarihinde keşif yapılmasının yersiz olduğu, h…… hazırda tarlaların boş olduğu belirtilmiştir. Daha sonra davalılar …… ve … tarafından verilen delilerini sunduğu dilekçelerinde de dava devam ederken bir kısım davacılar tarafından dava konusu taşınmazların dava dışı ………… Gökoğlu’na kiraya verildiği beyan edilmiş olup, 30.12.2011-30.12.2012 tarihleri arasında 336 parselin …… Güney’e kiraya verildiğine dair kira sözleşmesi sunulmuştur. Yine Mahkemece 12.12.2011 tarihinde yapılan keşif sonrası alınan 22.12.2011 tarihli bilirkişi raporunda 336 parselde gün itibariyle buğday ekili olduğu 787 parselde ise gün itibariyle bir kısmının buğday ekili olduğu bir kısmının ise boş olduğu tespit edilmiştir. 15.04.2013 tarihinde gidilen keşifte alınan mahalli bilirkişi beyanlarında ise dava konusu taşınmaz olan 336 parselin dava dışı …… Güney tarafından kullanıldığı, ondan önce adını bilmedikleri bir şahsın taşınmazı kullandığı ve fıstık ektiği, yine evveliyatında da taşınmazın …… Güney’in amcası …’in kiraladığı, dava konusu 787 parselin …… Güney tarafından kiralandığı belirtilmiştir. O halde; tüm bu açıklamalar doğrultusunda davalı …’nın dava açıldığı tarihte dava konusu taşınmaza müdahalesinin mevcut olduğu ve fakat dava devam ederken müdahalesinin sona ererek taşınmazların dava dışı 3. kişilerce kullanıldığı anlaşılmakla, dava açıldıktan sonra müdahaleye son verildiğinden mahkemece davalı …’nın dava konusu taşınmazlara elatması yönünden karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle hükmün 3 nolu bendinde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı …’nın temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek h……nde temyiz edene iadesine, 17.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.