Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/1823 E. 2018/16224 K. 25.09.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1823
KARAR NO : 2018/16224
KARAR TARİHİ : 25.09.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.09.2018 …… günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat … geldi, karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, paydaşı olduğu 636 ada 14 parsel sayılı taşınmaza yönelik elatmalarının önlenmesi ile ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, taşınmazı kullanmadığını belirterek, davalı … ise intifadan men şartının yerine getirilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, intifadan men edilmedikleri gerekçesiyle davalı … ve ……’ya yönelik açılan davanın reddine, çekişmeli taşınmazı dava dışı şirketin kullandığı davalı … kullanımının dava tarihinden sonra olduğu gerekçesiyle de davalı …’e açılan davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 636 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 2/8 payının davalı …’e ait olduğu, 3/4 payının davalılar ……, …… ve davacı …’nın elbirliği halinde malik oldukları, avlulu ev nitelikli 447 m² alanlı taşınmazın üzerinde işyeri olarak kullanılan yapının bulunduğu, ……… Dairesi Müdürlüğünün cevabında yapının ……… …… adıyla davalı … tarafından 26.04.2012 tarihinden itibaren ticari faaliyete başlamış olduğu, davalı …’in diğer davalı …’nın oğlu olduğu ve ona tebaen taşınmazı kullandığı anlaşılmaktadır.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir,
2- Davacı vekilinin pay maliki …… ve taşınmazı ona tebaen kullanan davalı …’in elatmasının önlenmesine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir.
Bilindiği üzere 4721 s. Türk Medeni Kanununun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanununun (TBK) 237., Borçlar Kanununun (BK) 213.), Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “ahde vefa” kuralının yanında TMK’nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince, taraflar arasındaki uyuşmazlığın paylı mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği açıktır.
Hal böyle olunca; davacının dava konusu taşınmazda çekişmesiz olarak kullanabileceği alan bulunmadığı gözetilerek davalılar …… ve …… hakkında paya vaki elatmalarının önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenle davacı vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davalı … ve ……’ten alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine
taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.