Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/22318 E. 2013/22383 K. 26.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22318
KARAR NO : 2013/22383
KARAR TARİHİ : 26.11.2013

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, 29.02.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralanan sigortalıya artışlarla birlikte bağlanan gelir ve yapılan ödemelerden oluşan kurum zararının rücuan tahsilini talep etmiştir.
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişinin sorumluluğu konusunda yeni düzenleme getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 10. ve 26. maddeleridir.
506 sayılı Kanunun 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve Esas: 2003/10, Karar: 2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, 506 sayılı Yasa uyarınca açılan rücuan tazminat davalarına ilişkin olarak süregelen uygulamada olduğu gibi, maddi zarar (Tavan) hesabı yapılması gereği ortadan kalktığından; ilk peşin değerli gelirlerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekmektedir.
Eldeki dava dosyasına göre; Mahkemece, 506 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında, davalının sorumluluğu irdelenerek yapılan değerlendirme isabetli ise de, dava dilekçesine ekli peşin sermaye değeri hesap tablosunda bildirilen ilk peşin değerli gelir ve sosyal yardım zammı ile yargılama aşamasında dosya arasına alınan 19.07.2011 havale tarihli peşin sermaye değeri tablosu arasındaki çelişki gözetilerek, sigortalıya gelir bağlandığı tarih itibariyle geçerli olan ilk peşin sermaye değeri ve sosyal yardım zammı tutarının tereddüte mahal vermeyecek şekilde Kurumdan sorulup, talebe bağlılık ilkesi de gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aldırılan hesap raporu ile belirlenen gerçek zarar miktarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Kabule göre de; karar başlığına hükmün iş mahkemesi sıfatıyla verildiğinin belirtilmemesi ile davalı avukatının isminin yazılmaması, hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan harcın davalıdan tahsili yerine, kurumun harçtan muaf olduğundan bahisle harç alınmasına yer olmadığına yönelik hüküm kurulması, isabetsizdir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.