YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/24425
KARAR NO : 2018/10519
KARAR TARİHİ : 03.10.2018
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir (HMK m. 122). Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ya da davalının cevap vermemesi halinde beklenmeksizin mahkemece ön inceleme duruşma günü belirlenir ve taraflar ön inceleme duruşmasına davet edilir (HMK m. 139). Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir. Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez (HMK m. l37).
11.01.2011 tarihinde 6099 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine eklenen 2. fıkraya göre; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır”. Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin bilinen adreste tebligat başlıklı 16/2. maddesinde “Bilinen en son adresi tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır” denilmiştir. Yukarıda açıklanan kanun ve yönetmelik hükümlerine göre öncelikle bildirilen adrese tebligat çıkarılacak, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde ise, bu kez muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine önce normal şekilde tebligat çıkarılacak bu tebligatın da bila tebliğ iade edilmesi halinde, tebligat evrakına “mernis” şerhi düşülerek Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır. Tebligat Kanunu’nun 10/2 ve 21/2. maddelerini farklı şekilde yorumlayarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması doğru olmayıp, bu davranış Anayasa’nın 36. maddesine aykırı olur ve muhatabın savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir
Somut olayda, mahkemece ön inceleme duruşma günü tebligatı, davalının bildirilen adresi olan “… Cd. 44/8 …/…” adresi ile “… Cd. 44/6 …/…” adreslerinden ve mahkemece tespit edilen diğer üç adresinden iade dönmüş bunun üzerine davalının yeni oluşturulan adres kayıt sistemindeki adresi olan “… Cd. 44/7 …/… adresine doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğe çıkarılarak evrak mahalle muhtarına tebliğ edilmiş, takip eden tahkikat ve sözlü yargılama duruşma günleri de aynı adreste Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre mahalle muhtarına tebliğ edilmiştir. Davalı erkeğin bu adresine (… Cd. 44/7 …/…) daha önce “mernis” şerhi eklenmeksizin çıkarılıp da iade edilen bir tebligat bulunmadığına göre davalıya yapılan ön inceleme duruşma günü ve takip eden tahkikat ve sözlü yargılama duruşma günleri tebliğleri usulsüzdür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılması zorunludur (m. 137/1). Mahkemece, ön inceleme duruşması için davalıya yapılan tebligat bir önceki paragrafta da açıklandığı üzere usulsüz olup, davalı tarafın yokluğunda ön inceleme duruşması yapılarak tahkikat aşamasına geçilmiş, oradan da sözlü yargılama aşamasına geçilerek hüküm kurulmuştur. O halde, mahkemece yapılacak iş; davalıya usulüne uygun şekilde ön inceleme duruşma gününün tebliği, bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti (TMK m. 140), davalı tarafa üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için delil gösterme imkanı tanınması (HMK m. 187/1), gösterdiği taktirde delilleri toplanarak dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşmaktan ibarettir. Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 03.10.2018 (Çrş.)