Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2014/9745 E. 2015/4816 K. 23.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9745
KARAR NO : 2015/4816
KARAR TARİHİ : 23.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Sanık …’ın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve diğer atılı suçtan mahkûmiyetine, sanık …’ın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kabul edilerek hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasının şikâyet bulunmadığından düşürülmesine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine

Mahalli mahkemece verilen hükümler sanık … müdafii tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 11.03.2015 Çarşamba saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından… hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği, ayrıca bir talepte de bulunmadığı anlaşılmakla Yargıtay Cumhuriyet Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde DURUŞMASIZ inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek, vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı.
-2-

Bugün dava evrakı incelenerek 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemelerde gözetilip aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Sanık … hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan düşme ve beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen düşme ve beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesine gelince;
Mağdurenin soruşturma sırasındaki kolluk ve Cumhuriyet Savcılığındaki ilk beyanlarında olay günü sanığın evine bir kez gittiğini ve bu gidişinde cinsel istismara maruz kaldığını bildirmesine rağmen, sanığın savunmasını doğrular şekilde kamera kayıtlarında mağdurun sanığın evine iki kez gittiğinin anlaşılması, sanığın annesi…’nin de bu hususu doğrulaması ve bunun sonrasında mağdurenin 23.05.2012 tarihinde iddiasını bu doğrultuda genişletmesi, yine mağdurenin sanıkla arasındaki irtibatın ilk ifade tarihinden iki üç gün öncesinden itibaren başladığını bildirdiği halde, HTS kayıtlarının incelemesinde, sanıkla mağdurenin mağdurun belirttiği tarihten çok önce başlamak üzere karşılıklı olmak üzere çok sayıda mesajlaştıkları ve birbirlerini aradıklarının anlaşılması, mağdurenin cinsel istismara uğradığı sırada sanıkla boğuştuklarını, kafasının duvara çarptığını, elinden kurtulmak için sanığın boynunu sıktığını beyan etmesine karşın, mağdure ve sanığın alınan adli raporlarında darp ve cebir izine rastlanmadığının bildirilmesi ve tüm dosya içeriği karşısında mağdurenin soyut ve çelişkili beyanları dışında sanığın eylemini cebir veya tehditle gerçekleştirdiğine dair delil bulunmadığı ve eylemin TCK.nın 104. maddesinde öngörülen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilmeden, dosya kapsamına uygun düşmeyen, mağdurenin kendisini çevreye haklı gösterme düşüncesinden kaynaklanan ve somut delillerle doğrulanmayan beyanlarına itibar edilerek eylemin zorla işlendiğinin kabulü ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve eylemde rıza bulunduğu halde TCK.nın 109/1. maddesine uyan suçun unsurlarının oluşmadığı düşünülmeden kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de ;
Adli Tıp Kurumunun istikrar kazanmış uygulamasına göre TCK.nın 103/6. maddesi kapsamında beden veya ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin kesin rapor verilebilmesi için olay tarihinden itibaren en az altı aylık bir sürenin geçmesi koşulunun arandığı, buna karşılık mahkemece hükme esas alınan Pamukkale Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezinin 26.06.2012 günlü raporunun suç tarihi olan 14.04.2012’den 2 ay 10 gün sonra alınmış olması karşısında yetersiz rapora istinaden sanık hakkında mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu gerekçesiyle arttırım yapılması,
Mağdurun ruh sağlığının bozulması nedeniyle arttırım yapılırkan TCK.nın 103. maddesinin 6. fıkrası yerine arttırım maddesi olarak aynı maddenin 5. fıkrasının gösterilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.