Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/14969 E. 2018/18649 K. 14.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14969
KARAR NO : 2018/18649
KARAR TARİHİ : 14.11.2018

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3. kişi vekili ve davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı vekili, 16.04.2012 tarihinde borçlu şirkete ait menkullerin haczedildiğini, istihkak iddiasında bulunan 3. kişi şirket ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, yine her iki şirketin faaliyet konularının aynı olduğunu, hacizli menkullerin devrinin borcun doğum tarihinden sonra gerçekleştiğini öne sürerek davanın kabulü ile haksız istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, dava konusu haciz esnasında mülkiyeti müvekkili şirkete ait olup dava dışı Beyaz … Ltd. Şti’ne kiraya verilen menkullerin haczedildiğini, borçlu şirket ile müvekkili şirket arasında organik bağ bulunmadığı gibi mahcuzların devrinin de söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı borçlu vekili, mahcuzların müvekkili şirkete ait olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; ödeme emrinin tebliğ edildiği adres ile haciz adresinin farklı adresler olduğu, ancak haciz adresinde borçlu şirketin taşeron firmasının faaliyet gösterdiği, 3. kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ olduğu, bu durumda mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, davalı 3. kişinin dayandığı ayırt edici özellikleri bulunmayan faturaların, karinenin aksini ispata elverişli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı 3. kişi vekili ve borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, eldeki davaya konu takip dosyasının dayanağı olan faturalarla ilgili takip borçlusu tarafından, alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasında Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 16.03.2016 tarih … Esas, 2016/4589 Karar sayılı bozma ilamı uyarınca yürütülen yargılama neticesinde … Asliye Ticaret Mahkemesinin … Esas, 2018/350 Karar sayılı kararıyla davacı borçlunun davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği ve yapılan UYAP sorgulamasına göre dava dosyasının temyiz incelemesi için Yargıtayda olduğu tespit edilmiştir.
Bu bilgiler ışığında, istihkak davalarında geçerli bir haczin ve dolayısıyla geçerli bir takibin bulunmasının bu davaların görülmesi için gerekli ön koşul olduğu ve Mahkemece de menfi tespit davasının kabulüne karar verildiği hususu da nazara alındığında, menfi tespit davasının sonucunun istihkak davasının sonucuna etki edecek mahiyette olduğu ve bu doğrultuda menfi tespit davası sonucunun istihkak dava dosyası için bekletici mesele yapılması gerektiği anlaşılmakla, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadasine, 14/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.