Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/14973 E. 2018/18651 K. 14.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14973
KARAR NO : 2018/18651
KARAR TARİHİ : 14.11.2018

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3.kişi vekili ve davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı vekili; 19.09.2014 tarihli haciz esnasında borçlu şirkete ait malların haczedildiğini, 3. kişi tarafından öne sürülen istihkak iddiasının alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik olduğunu öne sürerek, davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, müvekkilinin işçi olarak çalıştığı borçlu şirketten ayrılarak kendi işini kurduğunu, içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları aşamayan borçlu şirketin demirbaşlarını satın aldığını ve öncesinde borçlu şirketin faaliyet gösterdiği fabrikayı kiraladığını öne sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, müvekkili şirketin küçülme kararı aldıktan sonra bir kısım taşınır mallarını eski işçisi olan 3. kişiye sattığını, devirden sonra daha küçük bir işletmede faaliyet göstermeye başladığını öne sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haciz yapılan işyerinin borcun doğum tarihinden sonra borçlu şirket tarafından eski çalışanı olan 3. kişiye devredildiği, borçlu şirketin fiilen herhangi bir yerde ticari faaliyetini devam ettirmediği, alacaklılardan mal kaçırmak kastıyla muvazaalı işlemler yapıldığı, dava açanın sıfatına bakılmaksızın, İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla davacı alacaklı yararına olduğu, bu karinenin aksinin davalılar tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı 3. kişi vekili ve davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davacı alacaklı vekilinin tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı alacaklı tarafından, tazminat talebinde bulunulmuş olmakla birlikte bu taleple ilgili olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Oysa, HMK’nin 297. maddesinde, hükmün hangi hususları kapsayacağı sayılmış olup, anılan maddenin 2. fıkrasında, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Bu itibarla, davacı alacaklının tazminata ilişkin talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin tazminat talebine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 749,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.135,71 TL’nin temyiz eden daıvalı 3. kişi’den alınmasına ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya iadesine, 14/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.