Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/2962 E. 2013/21082 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2962
KARAR NO : 2013/21082
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı adına “kayısı temizleme–paketleme–satışı” üzerine kurulu davalı işyerinden 23.07.2005 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, 23.07.2005 – 06.08.2005 ile 17.12.2005 – 20.12.2005 tarihleri arasında kısmi süreli Kuruma bildirilen hizmet süresinin bulunduğu anlaşılmakta olup, 10.08.2003 – 20.09.2005 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti istemine ilişkin davada, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, tanık beyanlarına dayanılarak istem aynen hüküm altına alınmıştır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6. maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde mahkemece kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanması gerekmektedir.
Davada somutlaşan olayda; davacının, çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Dosyadan, davacının çalıştığı işyerinde talebe konu dönem boyunca çalışan yeterli sayıda bordrolu tanık dinlenmediği, davalıya ait işyerinde mevsimlik mi, yoksa, sürekli mi çalışma yapıldığının net olarak belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Şu halde, Mahkemece; davacının çalışmasının niteliğinin belirlenmesi için, ilgili vergi dairesinden bildirilen muhtasar beyannameler sorularak, davalı şirketin sürekli mi, yoksa, mevsimlik mi çalıştığı araştırılmalı; yargılama sürecinde dinlenen tanıkların beyanları arasındaki işyerinde mevsimlik çalışma olup olmadığına ilişkin belirgin çelişki giderilmeli, bu nedenle, davacının çalışmalarını bilebilecek durumda olan, çalışmaları kayıtlara geçmiş ve işverene karşı açtığı davası bulunmayan bordrolu çalışanlardan kanaat edinmeye elverişli sayıda olanlar re’sen tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, bu yönde yapılan araştırma yeterli olmaz ise, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ile bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler re’sen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işyerinde hem sürekli, hem de mevsimlik işlerin yapıldığı sonucuna varıldığı takdirde, davacının hangi bölümde çalıştığı, ne tür işler yaptığı net olarak belirlenmeli; bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, davacı tarafça iddia edilen çalışmalara ilişkin Kurum tespitleri (müfettiş ve yoklama memuru raporları, mahalli denetim tutanakları v.s) sorularak getirtilmeli; toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre, çalışma iddiası ispatlandığı takdirde, işin mevsimlik olduğu ve/veya davacının mevsimlik işlerde çalıştığı anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı, böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenerek, davaya konu talep hakkında bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılardan SGK Başkanlığı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.