Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/2887 E. 2013/21081 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2887
KARAR NO : 2013/21081
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı adına davalı işyerinden 08.05.2010 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, 08.05.2010 – 18.05.2010 tarihleri arasında Kuruma bildirilen hizmet süresinin bulunduğu anlaşılmakta olup, 05.08.1996 – 07.06.2010 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti istemine ilişkin davada, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, sadece iki polis memurunun imzasını taşıyan soyut kolluk tutanağı ile gerek davalı işyeri, gerekse komşu işyeri çalışanı oldukları dosya kapsamından anlaşılamayan yetersiz tanık beyanlarına dayanılarak istem aynen hüküm altına alınmıştır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6. maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde mahkemece kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanması gerekmektedir.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; hüküm altına alınan tüm dönemler yönünden kooperatif yetkilisi, ortağı, üyesi v.s. olan kişiler tespit edilerek re’sen tanık olarak dinlenilmeli, (davacının gösterdiği kişiler dışında) aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan
başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler kolluk vasıtasıyla tespit edilerek re’sen tanık olarak beyanlarına başvurulmalı, uzun yılları kapsayan bu bilgilerinin doğruluğu konusunda tanıklar özenle dinlenilmeli ve bu yöndeki beyanları buna göre irdelenmeli, gerekirse bu hususlar dinlenen bu tanıklara ayrıntılı şekilde açıklattırılmalı, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası celbedilmeli ve işçilik alacakları davasında dinlenen tanık anlatımları ile iş bu davada bilgi ve görgülerine başvurulan tanık beyanları karşılaştırılarak, varsa çelişkiler giderilmeli, davalı işverenin vergi kayıtları ile muhtasar beyannameleri getirtilmeli, işyerinin inşaat olduğu dönem ilgili Belediyeye sorularak tespit edilmeli, davacı tarafça iddia edilen çalışmalara ilişkin Kurum tespitleri (müfettiş ve yoklama memuru raporları, mahalli denetim tutanakları v.s) sorularak celbedilmeli, böylelikle; davacının fiili çalışmalarının varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, kesintili mi, sürekli mi olduğu hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenerek, toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre davaya konu talep hakkında bir karar verilmelidir.
Kabule göre; 08.05.2010 – 18.05.2010 tarihleri arasında Kuruma bildirimi yapılan sürelerin mükerrer tespitinde davacının hukuki yararı bulunmadığının gözetilmemiş olması; 20.05.2006 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu’nun 36’ncı maddesi hükmüne göre; ilgili kanunlarda yer verilmemiş olsa dahi, Kurumun taraf olduğu davalar, icra kovuşturmaları ile ilâmların harçlardan bağışık olduğu göz önünde bulundurulmaksızın, davalı Kurumun harç tutarından sorumluluğu yönünde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı Kooperatife iadesine, 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.