Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/14113 E. 2018/18765 K. 15.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14113
KARAR NO : 2018/18765
KARAR TARİHİ : 15.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, davacının maliki olduğu 40 ada 15 parsel sayılı taşınmaza davalının kendi malzemesi ile bina yaptığını iddia ederek davalının el atmasının önlenmesine, binanın kal’ine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının davaya konu taşınmazı davalının babasına 1978 yılında sattığını, taşınmaz üzerine babasının 1979 yılında ev yaptığını, o tarihten beri de davaya konu taşınmaz içinde yaşadıklarını, iyiniyetli olduklarını, davaya konu taşınmazın tapusunun kendi adına verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu 40 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı adına tapuya kayıt ve tesciline, 11.212,50 TL’nin temliken tescil bedeli olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 05.11.2009 tarih, … Esas ve 2009/11480 Karar sayılı ilamı ile ‘‘… dava da yıkım isteği de bulunduğu gözetilerek davalıya, temliken tescil davası açması konusunda imkan tanınması, açıldığı taktirde eldeki dava bakımından bekletici sorun yapılması, açılmadığı durumda ise, 1940 tarih, 2/77 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince harici satış bedeli, Medeni Kanun’un 994. maddesi uyarınca da taşınmazda gerçekleştirilen faydalı ve zorunlu giderler üzerinden davalı yararına hapis hakkı tanınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir…’’ gerekçesi ile bozulması üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile davalının dava konusu taşınmaza el atmasının önlenmesine, davalıya ait yapının kal’ine, kal masraflarının davalı tarafça karşılanmasına, davalının daha önce ödemiş olduğu harici satış bedeli olan 8.056,87 TL ile TMK’nin 994. maddesi gereği davalı tarafça taşınmazda gerçekleştirilen faydalı ve zorunlu giderler üzerinden davalı yararına yasal hapis hakkı tanınmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
1.Davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmemiştir.
2.Türk Medeni Kanunu’nun 994/1 maddesi uyarınca iyiniyetli zilyet, faydalı ve zorunlu giderleri isteyebileceği gibi, anılan bu giderler miktarı üzerinden alıkoyma hakkı tanınmasını da defi ( savunma ) yoluyla isteyebilir.
Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; dava konusu 40 ada 15 parsel sayılı 219,97 m2 yüzölçümündeki arsa vasıflı taşınmazın tapuya 01.06.1979 tarihinde davacı adına tescil edildiği, bozma sonrası davalıya temliken tescil davası açması için süre verildiği, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22.05.2014 tarih, … Esas ve 2014/444 Karar sayılı ilamı ile davalının temliken tescil isteminin reddine karar verildiği ve anılan kararın Dairemizin 25.01.2016 tarih, 2014/18171 Esas ve 2016/1125 Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, zorunlu ve faydalı giderlere ilişkin herhangi bir rapor aldırılmadan zorunlu ve faydalı giderler üzerinden davalı yararına yasal hapis hakkı tanınmasına karar verilmiştir; ancak zorunlu ve faydalı giderlerin bedelinin ne kadar olduğuna ilişkin bir bedele hükmedilmediğinden kararın bu haliyle infazı mümkün değildir. 6100 sayılı HMK’nin 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. HMK’nin 297/2. fıkrası gereği hakimin, hüküm kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi gereklidir. Bunun amacı, hükmün infaz edilecek kısmı sonuç kısmı olacağından sonuç kısmının infaz ve uygulamaya elverişli olarak yazılmasını sağlamaktır. Her ne kadar davalı hapis hakkı talebinde bulunmamış ise de; temyiz edenin sıfatı ve temyiz nedenlerine göre, Mahkemece bu konuda tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde araştırma yapılarak gerektiğinde bilirkişi raporu da alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.